AİHM, Osman Kavala’nın 2019’daki kararın ardından süren tutukluluğu ve ağırlaştırılmış müebbet cezasına ilişkin ikinci başvurusunda kararını açıkladı. Büyük Daire, kararında Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini vurguladı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını bugün (25 Ağustos Salı) açıkladı.
Kavala’nın başvurusuna ilişkin karar Fransa’nın Strazburg kentindeki İnsan Hakları Binası’nda kamuya açık oturumda açıklandı.
Kararı okuyan AİHM Başkanı Mattias Guyomar, Türkiye’nin Kavala hakkındaki önceki kararı uygulamadığını vurguladı.
Mahkeme, Kavala’nın tutuklu olma nedenlerinin “Gezi Parkı protestolarındaki rolü” ve “insan hakları savunucusu olması” olduğunu ifade etti.
AİHM Başkanı Guyomar, “Mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması gerektiğini belirtmektedir” dedi
Mahkemenin Kavala’nın ikinci başvurusu hakkında ihlal kararı verdiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi maddeleri şöyle:
Madde 3 – İşkence yasağı
Madde 5 – Özgürlük ve güvenlik hakkı
Madde 6 – Adil yargılanma hakkı
Madde 7 – Kanunsuz suç ve ceza olmaz
Madde 10 – İfade özgürlüğü
Madde 11 – Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü
Madde 18 – Haklara getirilecek kısıtlanmaların sınırlandırılması
DAHA ÖNCE HAK İHLALİ KARARI VERİLMİŞTİ
Kavala’nın avukatları, iç hukuk yollarına yaptıkları başvuruların ardından 7 Haziran 2018’de AİHM’e başvurmuştu.
AİHM, 10 Aralık 2019’da Kavala’nın tutukluluğunda özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar vermişti.
Mahkeme ayrıca tutukluluğun Kavala’yı susturma yönünde AİHS’de öngörülmeyen bir amaç taşıdığı sonucuna vararak, özgürlük ve güvenlik hakkıyla bağlantılı olarak 18’inci maddenin de ihlal edildiğine hükmetmişti.
AİHM, Türkiye’nin Kavala’nın tutukluluğuna son vermesi ve “derhal serbest bırakılmasını” sağlaması gerektiğini belirtmiş ancak Kavala tahliye edilmemişti.
Osman Kavala kimdir?
‘Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ten ağırlaştırılmış müebbet cezası aldığı için 2017 yılından beri cezaevinde olan iş insanı ve insan hakları savunucusu.
İş insanı ve insan hakları savunucusu.
Manchester Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olduktan sonra, 1982 yılında Kavala Grubu şirketlerinin yönetimini üstlendi.
12 Eylül sonrasının baskıcı ortamında etkili, yaygın ve popüler bir yayıncılık faaliyeti yoluyla, ülkenin demokratikleşme ve sivilleşmesine hizmet etmesi amacıyla 1983 yılında İletişim Yayınları’nın kuruluşuna katıldı. Sonraki yıllarda yürüttüğü çalışmalarda hedeflerine kültürel çeşitliliğin tanınması, kültür sanat diyaloğu ve kültürel işbirliği eklendi.
1999 depremi ardından önayak olduğu dayanışma faaliyetlerinden sonra aktif iş hayatını bırakıp tamamen sivil toplum alanına yöneldi ve Türkiye’de 1990’lardan itibaren gelişmeye başlayan sivil toplum hareketliliğinin önemli aktörlerinden biri oldu. Pek çok farklı sivil toplum kuruluşunun oluşumunda ve çalışmalarında yer aldı. 2002 yılında bu alandaki çalışmalarını kültür sanat alanında yoğunlaştırarak, Türkiye’de kültür ve sanatın üretimini, izlenmesini, paylaşımını çoğaltmak, yerel inisiyatifleri desteklemek, kültürel çeşitliliği ve hakları vurgulamak, bölgelerarası ve uluslararası işbirliklerini güçlendirmek amacıyla sanatın değişik alanlarından, iş dünyasından ve sivil toplumdan kişilerle birlikte Anadolu Kültür’ü kurdu. Anadolu Kültür, gerçekleştirdiği projelerle toplumsal barış kültürünün yerleşmesini hedefledi.
1990’ların ağır çatışma ortamından sonra sivil bir sanat girişiminin diyaloğa ve barışa hizmet edeceği düşünülerek kurulan ve Anadolu Kültür’ün ilk girişimi olan Diyarbakır Sanat Merkezi (DSM) İstanbul’dan ve Avrupa şehirlerinden sanatçıların ziyaret ettiği, yerel sanatçılarla tanıştığı, ortak projeler tasarladığı herkese açık bir mekân oldu. 2005 yılında açılan Kars Sanat Merkezi ise, 2009 yılındaki kapanışına kadar, kentin çok amaçlı tek salonu olarak sadece Kars için değil Türkiye, Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan için bir kültürel iletişim ve etkinlik merkezi olarak hizmet verdi.
Anadolu kentlerindeki çalışmalar, başta Antakya ve Çanakkale olmak üzere İzmir, Eskişehir, Antep, Van, Batman ve başka kentlerin katılımıyla yaygınlaştı. 2010’a gelindiğinde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne kabulüne ilişkin müzakere sürecinin hazırlıkları sürerken Anadolu Kültür de Avrupa ile Anadolu kentleri arasında bağlar kuracak çalışmalara ağırlık verdi.
Üzerinde çalıştığı diğer alan ise kültürel miras. Kuruluşuna katkıda bulunduğu Kültürel Mirası Koruma Derneği (KMKD), tahrip edilmiş ve geleceği tehlikede olan taşınır veya taşınmaz varlıkların korunması ve aslına uygun bir şekilde restore edilmesi için alan araştırmaları yürütüp raporlar yayımlıyor.
Ana uğraşı olan ve 24. yılını dolduran Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın yanısıra Açık Toplum Vakfı, TESEV, TEMA Vakfı, Tarih Vakfı, Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü, Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı gibi pek çok sivil toplum örgütünde kurucu üye, yönetim kurulu üyesi veya danışma kurulu üyesi.



