Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen ve Alparslan Kuytul ile eşi Semra Kuytul’un da aralarında bulunduğu 44 şüphelinin tutuklandığı suç örgütü soruşturmasında yeni delillere ulaşıldı. Örgütün “Furkan İstihbarat Teşkilatı” adıyla casusluk şebekesi kurduğu, muhalif üyeleri “falakaya” yatırdığı, iş insanı Koray Sarısaçlı’yı 13 gün rehin tutarak milyonlarca liralık hastanesine çöktüğü belirlendi. Alparslan Kuytul’un eşi Semra Kuytul’un ise vakıf binasında sözde mahkemeler kurup üyelere diz çöktürdüğü saptandı.
Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 19 Ağustos Çarşamba sabahı Furkan Vakfı’na yönelik operasyon düzenlemişti. Suç Örgütüne yönelik soruşturmada, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul tutuklandı.
Alparslan Kuytul’un eşi Semra Kuytul’un vakıf binasında sözde engizisyon mahkemeleri kurup yargılama yaptığı muhalif üyelere topluluk önünde diz çöktürdüğü ortaya çıktı. Kuytul’un yaptığı sözde yargılama sonrasında ise sosyal medyada video yayınlayarak “Uyuyan hücreleri ortaya çıkararak diz çöktürdük” sözleriyle yaptırımı açıkça itiraf ettiği kayıtlara girdi.

“KUYTUL İŞKENCEHANESİ” KURMUŞ
Alparslan Kuytul soruşturması dosyasındaki çarpıcı belgeler ortaya çıktı. Soruşturma dosyasında yer alan şok ifadelere göre, örgütün çekirdek kadrosundan oluşan ve aralarında Mevlüt Kaynarpunar, İzzet Daş, Veysel Dörtgöz, Harun Kızılboğa ve Mehmet Fatih Manas’ın da bulunduğu 10’un üzerinde örgüt üyesi, 2013 yılında Şia düzeni ve Molla rejimini yerinde incelemek üzere 20 günlüğüne İran’a seyahat etti.
İran seyahatinin ardından, örgüt içinde İran’ın Kum kentini model alan ve “mutlak itaat” esasına dayanan karanlık bir iç denetim mekanizması kuruldu. Örgüt daha sonra, kendi üyelerini ve muhaliflerini gözetlemek amacıyla adeta devlet içinde devlet gibi çalışan gayri resmi bir casusluk şebekesi kurdu.
Soruşturma dosyasında yer alan belgelere göre, “Furkan İstihbarat Teşkilatı” adı verilen bu karanlık yapının başında Mevlüt Kaynarpunar yer alırken, yardımcıları olarak ise genel sekreter İzzet Daş ve Taha Yasin Demir görev yapıyordu. FİT unsurları, örgütten ayrılmak isteyen veya eleştirel düşünen üyelerin özel hayatlarını, ailevi sırlarını ve kişisel zaaflarını tek tek fişleyerek elebaşı Alparslan Kuytul’a raporladı.

EŞİ SÖZDE MAHKEME İLE YARGILAMA YAPMIŞ
Bu yapı tarafından toplanan istihbari bilgiler doğrultusunda, elebaşı Alparslan Kuytul vakıf binasında sözde “mahkemeler” kurarak örgüt içi yargısız infazlar gerçekleştirdi. Örgüt içinde “Kuytul ailesinden hiç kimsenin eleştirilemeyeceği” kuralı katı bir biçimde işletilirken, bu kurallara uymayanlara dehşet verici cezalar uygulandı.
Soruşturma dosyasındaki en çarpıcı halkayı, elebaşı Alparslan Kuytul’un eşi Semra Kuytul’un örgüt içindeki karanlık rolü oluşturdu. Örgütün “Kadınlar Sorumlusu” olan ve mutlak bir güç kullanan Semra Kuytul’un, vakıf binasını adeta bir engizisyon mahkemesine çevirdiği belirlendi.
Kuytul’un kasten kaçırma ve yağma gibi adli suçlardan tutuklandığı dönemde “Neden hükümeti bu kadar eleştiriyoruz, hocamız Tevhid davasından değil alacak-verecek yüzünden içeri girdi” diyerek serzenişte bulunan örgüt üyesi Nurullah Aktaş, Semra Kuytul’un hışmına uğradı.
Semra Kuytul’un başında bulunduğu, yardımcıları Taha Yasin Demir, Murat Temizkan ve Harun Kızılboğa’dan oluşan sözde “mahkeme heyeti” tarafından Aktaş yargılandı. Aktaş, “Bir daha böyle bir düşünceye kapılmayacağım” dedirtilerek topluluk önünde diz çöktürüldü. Semra Kuytul’un bu olayın ardından sosyal medyada video yayınlayarak “Uyuyan hücreleri ortaya çıkararak diz çöktürdük” sözleriyle yaptırımı açıkça itiraf ettiği kayıtlara girdi.
Örgüt liderini mektupla eleştiren Hasan Koyuncu ile muhalif olan Avrupa sorumlusu Galip Kıran, YouTube üzerinden canlı yayınlanan şifreli veya şifresiz oturumlarda elebaşı ve eşi Semra Kuytul tarafından “namussuz” ilan edilerek linç edildi ve afaroz edildi. Alacak-verecek uyuşmazlığında Kuytul ile ters düşen Seyhan Çeliker de vakıfta kurulan mahkemede itibarsızlaştırılarak gruptan dışlandı.
“HOCA KALEMİNİ KIRDI” DİYEREK FALAKA İŞKENCESİ YAPTILAR!
Örgütün karanlık hücrelerinde uygulanan cezalandırma yöntemleri adeta kan dondurdu. Soruşturma dosyasında yer alan ifadelere göre, Alparslan Kuytul’un son sözü söylediği bu mekanizmada ceza alan üyelere konuşmama, vakıfta nöbet tutma, para kesme ve en ağırı “falakaya yatırma” cezaları verildi. Söz dinlemeyen muhalifler için ise örgüt hiyerarşisinde doğrudan elebaşının yardımcısı Erol Ardıç’a bağlı çalışan 7-8 kişilik özel bir “infaz grubu” devreye sokuldu.
Lokman Coşkun ve Ramazan Yönden gibi isimlerin yer aldığı bu tim, cezalandırılacak hedefin yanına giderek “Hoca efendi senin kalemini kırdı, senden vazgeçti, sen bize göre ajansın hainsin” diyerek darp eylemleri gerçekleştirdi. Öte yandan, elebaşı Alparslan Kuytul’un bizzat kendi yöneticileri Hasan Koyuncu, Veysel Dörtgöz ve Mevlüt Kaynarpunar’ı topluluk önünde darp ettiği de kayıtlara geçti.

İŞ İNSANI KORAY SARISAÇLI’YA 13 GÜNLÜK İŞKENCESİ
Örgütün, maddi güç kazanmak adına mafya yöntemlerine başvurduğu, vatandaşların gayrimenkullerine ve paralarına zorla çöktüğü somut delillerle ortaya konuldu. Örgütün geçmişte “para kasası” ve yöneticisi olan iş insanı Koray Sarısaçlı, 8 Eylül 2021’de iş yeri önündeyken pusuya düşürüldü. Örgüt yöneticisi Erol Ardıç’ın liderliğindeki maskeli şüpheliler, plakası sökülmüş bir araca Sarısaçlı’yı zorla bindirerek kaçırdı. Tam 13 gün boyunca rehin tutulan iş insanı, elleri ve kolları bağlı bir şekilde ağır fiziki darp ve işkencelere maruz bırakıldı.
Ölüm tehditleri altında kendisine çok sayıda senet imzalatıldı. En büyük yağma ise Osmaniye Düziçi’ndeki milyonlarca lira değerindeki Özel Korupark Hastanesi binasında yaşandı. Sarısaçlı’nın eşi Asuman Sarısaçlı, eşinin canı karşılığında hastane binasını Alparslan Kuytul’un talimatıyla paravan olarak kurulan “İstikamet Sağlık Hizmetleri A.Ş.” isimli şirkete devretmek zorunda bırakıldı. 9.5 milyon TL gibi sembolik bir bedelle devredilen hastane, sadece 3 ay sonra internet üzerinden 60-70 milyon TL’ye satışa çıkarıldı.
DR. BÜLENT TÜMKAYA’YA SOKAK ORTASINDA ÖLÜM TEHDİDİ!
Gasp çarkının ikinci büyük halkası, Gaziantep Nizip’te özel bir hastanede görev yapan Dr. Bülent Tümkaya’ya yönelik gerçekleştirilen silahlı tehdit eylemi oldu. Dr. Tümkaya, geçmişte Koray Sarısaçlı’nın hastanesinde çalışmış ve birikmiş maaş alacaklarına karşılık olarak Sarısaçlı’dan Adana Çukurova’da bulunan bir evin tapusunu aldı, örgüt ise bu eve el koymak istedi. 26 Ocak 2022 günü saat 17.10 sıralarında Dr. Tümkaya Nizip’te yolda yürürken, Adana’dan gelen örgüt militanları Abdullah Bağlam, Abdullah Akdağ ve Volkan Tulumtaş tarafından önü kesildi.
Çete üyeleri, “Şenay Sarısaçlı hocanın evini geri vereceksiniz, yoksa senin ayağına sıkarız, seni öldürürüz” sözleriyle açıkça ölüm tehdidinde bulundu. Tehdide rağmen doktorun evi devretmemesi üzerine, örgüt sorumlusu Rıdvan Biçen bizzat devreye girdi. 19 Şubat 2022 tarihinde Adana’dan Nizip’e giden Biçen, Dr. Tümkaya’nın evinin çevresinde keşif çalışması yaparken emniyet ekiplerinin fiziki takibi sonucu suçüstü yakalanarak gözaltına alındı.
KURBAN SUCUĞU VURGUNU
Ayrıca dini duyguları istismar ederek toplanan tonlarca kurban etinin Kayseri’deki tesislerde sucuk yapılarak örgüt üyelerine zorla sattırıldığı ve milyonlarca liralık yasadışı gelir elde edildiği deşifre edildi. Örgütün polisle çatışarak 31 polis memurunu yaraladığı dehşet eylemleri de dosyada geniş yer buldu.
GECE YARISI KAÇIŞ OPERASYONU!
En çarpıcı an ise, operasyonun başladığı gün yaşandı. Yargı kararıyla 19 Ağustos 2026’da düğmeye basılan eş zamanlı operasyon öncesinde delil karartma paniğiyle gece yarısı saat 02.00 ile 03.10 sularında Furkan Nesli Dergisi binasına sızan Halil Tekin ve Ayhan Çalışkan, bilgisayar kasalarını ve şifreli hard diskleri steyşın bir araca yüklerken KOM ekipleri tarafından suçüstü yakalanarak adalete teslim edildi.
ÖRGÜT İÇİ KONUMU: KADINLAR SORUMLUSU ELEBAŞI
Soruşturma dosyasındaki örgütsel şemaya göre Semra Kuytul, örgüt içinde Alparslan Kuytul’dan sonra en fazla söz sahibi olan yönetici kadrolardan biri. Alparslan Kuytul’un tutuklu olduğu dönemlerde örgütün tüm faaliyetlerinin Semra Kuytul’un kontrolü ve yönetimi altında kesintisiz olarak devam ettiği saptandı. Ayrıca örgüt içi önemli kararların alındığı dar kapsamlı “İstişare Grubu” içerisinde doğrudan yer alıyor.
Soruşturma dosyasındaki teknik analizler ve dijital materyal incelemelerine göre Semra Kuytul, örgütün sosyal medyadaki kara propaganda ve algı operasyonlarını bizzat yönetiyor. Semra Kuytul’un da içinde yer aldığı örgütsel bir WhatsApp grubunun bulunduğu, bu grup üzerinden hedef alınacak ve linç edilecek muhalif isimlerin belirlendiği ortaya çıktı. Semra Kuytul’un gruba yazdığı tek bir etiket (tag) veya mesajla, örgüt üyelerinin kendilerine ait çok sayıdaki sahte sosyal medya hesapları üzerinden eş zamanlı linç ve karalama kampanyaları başlattığı tespit edildi.



