Mor Çatı konferansında ortak mesaj: Şiddetle mücadele sığınakla sınırlı kalmamalı

mor catinin uluslararasi konferansinda dayanisma on plana cikti 1299 Mor Çatı konferansında ortak mesaj: Şiddetle mücadele sığınakla sınırlı kalmamalı

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın İstanbul Beyoğlu’nda düzenlediği uluslararası konferansta, kadına yönelik şiddetle mücadelede dayanışma merkezlerinin rolü ele alındı. Avrupa’nın farklı ülkelerinden kadın örgütlerinin temsilcileri, desteğin kadınların sığınaktan ayrılmasıyla sona ermemesi gerektiğini vurguladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Dayanışma Merkezleri – Uluslararası Deneyimler” başlıklı konferansta Avrupa’nın farklı ülkelerinden kadın örgütlerini bir araya getirdi. Konferansta kadınlara yönelik uzman destek hizmetlerinin önemi, dayanışma merkezlerinin toplumsal dönüşümdeki rolü ve göçmen kadınların haklara erişimi tartışıldı.

“Kadın örgütleri değişimin aktörleri”

Avrupa Şiddete Karşı Kadınlar Ağı (WAVE) temsilcisi Elena Floriani, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadelede uzman destek hizmetlerinin vazgeçilmez olduğunu söyledi. Floriani, bu hizmetlerin yalnızca şiddete maruz bırakılan kadınlara destek sunmakla kalmadığını, kadınların güçlenmesine ve kendi yaşamlarına ilişkin kararlarını alabilmesine de katkı sağladığını belirtti.

1970’lerde feminist aktivistlerin ilk kadın sığınaklarını açarak şiddeti siyasi gündeme taşıdığını hatırlatan Floriani, kadın örgütlerinin politika üretiminde ve toplumsal değişimde önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.

WAVE’nin Değişimin Aktörleri (Agents of Change) başlıklı raporuna da değinen Floriani, kadın örgütlerinin kadınların güçlenmesinden yasal düzenlemelere ve kurumlar arası işbirliğine kadar birçok alanda etkili olduğunu kaydetti.

Floriani, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yalnızca sığınakta bir yatak sağlamaktan ibaret olmadığını vurgulayarak, genel hizmetlerin kadınlara özgü uzman destek mekanizmalarının yerini alamayacağını söyledi. Kadın haklarına yönelik tepkiler, toplumsal cinsiyet karşıtı hareketler ve finansman kısıtlamalarının da örgütlerin çalışmalarını zorlaştırdığına dikkat çekti.

“Asıl mücadele sığınaktan ayrıldıktan sonra başlıyor”

Danimarka’daki Danner kadın örgütünden Ditte Specht, şiddetle mücadelede farklı sektörlerin ve meslek gruplarının birlikte çalışması gerektiğini belirtti.

Kadın sığınaklarında sunulan desteğin, kadınların sığınaktan ayrılmasıyla sona ermemesi gerektiğini söyleyen Specht, şiddetten uzak bir yaşam kurmanın uzun bir süreç olduğuna işaret etti.

Specht, “Kadın sığınaktan ayrıldığında da desteğimiz sona ermiyor; şiddetten uzak bir yaşama giden yol sığınaktan çıkmakla tamamlanmıyor” sözleriyle, kadınların sonraki süreçte de dayanışmaya ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

“Kadınlar kendi hayatlarının uzmanıdır”

Mor Çatı gönüllüsü Leyla Soydiç ise erkek şiddetinin kadınların yaşamında uzun süreli sosyal, ekonomik ve ruhsal sonuçlar yaratabildiğini belirtti. Dayanışma merkezlerinin bu süreçte kadınlara eşlik ettiğini ifade eden Soydiç, şiddeti yalnızca bireysel sorunlarla açıklamanın toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ve güç ilişkilerini gözden kaçırabileceğini söyledi.

Soydiç, kadınların kendi yaşamlarına ilişkin kararları kendilerinin alabilmesinin önemine dikkat çekti.

Fransa’da şiddetin “zehirli ilişki” olarak tanımlanmasına tepki

Konferansın ikinci oturumunda Fransa, İspanya ve İtalya’dan kadın örgütlerinin temsilcileri deneyimlerini paylaştı.

Fransa Ulusal Kadın Dayanışma Federasyonu (FNSF) İletişim Birimi Sorumlusu Camille Lextray, kadına yönelik şiddetin resmi istatistiklere bütünüyle yansımadığına dikkat çekti. Federasyonun Fransa genelinde 80’den fazla derneği bir araya getirdiğini belirten Lextray, yardım hatlarına başvuran kadınların ortalama üç farklı şiddet biçimi bildirdiğini, psikolojik şiddetin ise yüzde 85 ile ilk sırada yer aldığını aktardı.

Lextray, aile içi şiddetin “zehirli ilişki” olarak tanımlanmasının şiddet uygulayan kişinin sorumluluğunu ve ilişkideki tahakkümü görünmez kılabileceğini belirterek, resmi kayıtlarda yer almayan deneyimlerin de ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

Göçmen kadınların haklara erişimi gündemdeydi

İtalya’daki Casa della Donna bünyesinde faaliyet gösteren Şiddet Karşıtı Merkez’in koordinatörü Dr. Francesca Pidone, gönüllülerin katkısıyla yürütülen çalışmaları ve kadınlara ayrım gözetmeden destek sunma yaklaşımlarını anlattı.

İspanya’nın Valencia kentindeki Senin İçin Kadın Derneği temsilcisi ve insan hakları avukatı Dr. Lucía Ávila Carrillo da göçmen kadınların haklara erişimi ve şiddetle mücadele alanındaki deneyimlerini paylaştı. Carrillo, 2009’da göçmen kadınlar tarafından kurulan derneğin vatandaşlık, yasal statü ve insan haklarından yararlanma süreçlerinde kadınlara destek verdiğini belirtti.

Konferans, kadın örgütlerinin deneyimlerinin paylaşıldığı ikinci oturumun soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Katılımcıların konuşmalarında, kadına yönelik şiddetle mücadelenin uzman destek hizmetleri, uzun soluklu dayanışma ve kadınların kendi kararlarını verebilmesini esas alan yaklaşımlarla sürdürülmesi gerektiği öne çıktı.