Fon soruşturmasında 2 milyar liralık iade: 31 şirketin hisseleri mercek altında

spk yazisi ortaya cikti Fon soruşturmasında 2 milyar liralık iade: 31 şirketin hisseleri mercek altında

Borsa İstanbul’daki işlemlere ilişkin yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada, TMSF bünyesinde oluşturulan gönüllü iade hesabına 9 kişi tarafından toplam 2 milyar 1 milyon 170 bin lira yatırıldı. Soruşturmada 302 şüpheli hakkında adli işlem yapılırken 86 kişi tutuklandı, 31 şirketin hisseleri ise incelemeye alındı. Bazı hisselerin fiyatlarının yapay işlemlerle 100 katına kadar yükseltildiği iddiası, dosyanın piyasa boyutunu yeniden gündeme taşıdı.

Borsa İstanbul’da gerçekleştirildiği öne sürülen manipülatif işlemler ve yatırım fonlarının yönetimine ilişkin soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen dosyada, soruşturmayla bağlantılı kazançların geri alınması amacıyla oluşturulan hesaba yapılan ödemelerin tutarı 2 milyar lirayı aştı.

17 Ekim 2026 itibarıyla paylaşılan bilgilere göre, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesindeki Birleşik Fon Bankası’nda oluşturulan gönüllü iade hesabına 9 kişi tarafından toplam 2 milyar 1 milyon 170 bin lira yatırıldı.

Öte yandan soruşturmanın kapsamı yalnızca para hareketleriyle sınırlı kalmadı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) incelemeleri doğrultusunda 31 şirketin hisseleri mercek altına alınırken, bazı hisse fiyatlarının yapay işlemlerle olağan dışı seviyelere çıkarıldığı yönündeki tespitler de soruşturmanın önemli başlıkları arasında yer aldı.

9 kişiden 2 milyar lirayı aşan ödeme

Soruşturmanın dikkat çeken gelişmelerinden biri, gönüllü iade mekanizması kapsamında yapılan ödemeler oldu. Birleşik Fon Bankası bünyesinde oluşturulan özel hesaba aktarılan 2 milyar 1 milyon 170 bin liralık tutar, dosyada bugüne kadar açıklanan önemli mali gelişmelerden biri olarak kayıtlara geçti.

Söz konusu mekanizma, soruşturmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen kazançların geri alınmasını ve elde edilen tutarların mağdurlara ulaştırılmasını amaçlayan süreç kapsamında gündeme geldi.

Ancak yapılan ödemelerin hukuki niteliği konusunda önemli bir ayrım bulunuyor. Bir hesaba para yatırılması, tek başına yatıran kişinin suçunu kabul ettiği, hakkındaki iddiaların kesinleştiği veya bütün zararların karşılandığı anlamına gelmiyor. İade işlemlerinin soruşturma ve olası yargılama süreçlerine etkisi, dosyanın içeriği ve uygulanacak hukuk hükümleri çerçevesinde değerlendirilecek.

302 şüpheli hakkında adli işlem

Soruşturmanın adli bilançosu da büyümeye devam ediyor. 17 Ekim itibarıyla açıklanan verilere göre, dosya kapsamında toplam 302 şüpheli hakkında adli işlem gerçekleştirildi.

Şüphelilerden 86’sı tutuklanırken 163 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. Firari durumda olduğu bildirilen 35 şüpheli hakkında ise yakalama kararı bulunduğu aktarıldı.

Bu rakamlar, sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturmanın çok sayıda kişi ve şirketi kapsayan geniş bir dosyaya dönüştüğünü gösteriyor. Bununla birlikte tutuklama ve adli kontrol kararları, şüpheliler hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmiyor. Soruşturma kapsamındaki iddiaların yargı sürecinde değerlendirilmesi gerekiyor.

Bazı hisselerde 100 kata varan fiyat artışı iddiası

Dosyanın en dikkat çekici başlıklarından biri, incelenen şirket hisselerinin fiyat hareketleri oldu.

Dijital incelemeler ve finansal analizler sonucunda bazı hisselerin fiyatlarının yapay işlemlerle 100 kata kadar çıkarıldığı yönünde tespitler bulunduğu bildirildi. Savcılık ile SPK uzmanlarının, fonlarla bağlantılı işlemler üzerinden yüksek kazanç sağlandığı değerlendirilen 31 şirketin hisselerini incelemeye aldığı belirtildi.

İncelemelerin odağında, fonların gerçekleştirdiği alım ve satımlar ile bu işlemlerin hisse fiyatları ve fonların birim pay değerleri üzerindeki olası etkileri bulunuyor.

Soruşturma kapsamında değerlendirilen iddialara göre, bazı hisselerdeki işlemler yalnızca şirketlerin piyasa değerleri üzerinde değil, bu hisseleri portföylerinde bulunduran yatırım fonlarının değerleri üzerinde de etkili olmuş olabilir. Böyle bir mekanizmanın varlığı, fonların performansını takip eden yatırımcıların kararlarını ve risk değerlendirmelerini de etkileyebilecek nitelik taşıyor.

Bununla birlikte inceleme listesinde yer almak, bir şirketin veya şirket yöneticisinin suç işlediğinin kanıtlandığı anlamına gelmiyor. Şirketler ve işlemler bakımından nihai değerlendirme, incelemelerin ve adli sürecin sonucuna bağlı olacak.

İncelemeye alınan 31 şirketin hissesi

Soruşturmayla bağlantılı olarak incelemeye alındığı bildirilen hisseler şöyle sıralandı:

ALKLC, ANELE, BIGEN, BTCIM, BURCE, BURVA, CELHA, DMRGD, DSTKF, EDATA, GMTAS, GRTHO, GUNDG, HEDEF, IEYHO, INFO, KERVT, KRDMD, KTLEV, KUYAS, MANAS, ODINE, OZATA, OZSUB, PASEU, PEKGY, PRZMA, SELEC, TEHOL, TRHOL ve VSNMD.

Listede yer alan şirketlerin tamamının aynı türden bir işlemle veya aynı kapsamda bir iddiayla karşı karşıya olduğu sonucuna varılamaz. Hangi işlemlerin hangi şirketlerle bağlantılı olduğu, incelemelerin sonuçları ve yetkili kurumların açıklamaları doğrultusunda netleşecek.

Soruşturmanın geçmişi: Tera, Pusula ve diğer şirketler

Sermaye piyasasına yönelik soruşturmaların eylül ayında yoğunlaşan operasyonlarla genişlediği görüldü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, SPK incelemeleri ve suç duyuruları doğrultusunda portföy yönetim şirketleri ile bunlarla bağlantılı şirketlerin yöneticilerine ilişkin mali hareketleri incelemeye aldı.

Soruşturmanın mali boyutunda Tera Yatırım, Pusula Finans Holding, Hedef Holding ve Bulls Yatırım ile bunlara bağlı şirketler gündeme geldi. Savcılık, Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK) yöneticilerin 2024 yılından itibaren gerçekleştirdikleri yurt dışı para ve kripto varlık transferleri ile para giriş ve çıkışlarına ilişkin verilerin incelenmesini istedi.

İncelemenin kapsamına şirket yöneticilerinin yanı sıra birinci derece yakınlarının mali hareketleri de dahil edildi. Böylece olası para ve kripto varlık transferlerinin yalnızca doğrudan şüphelilerin hesapları üzerinden değil, bağlantılı mali hareketler üzerinden de araştırılması hedeflendi.

Eylül ayının ikinci yarısında şirket yöneticilerine yönelik gözaltı ve tutuklama işlemleriyle genişleyen soruşturma, ilerleyen günlerde farklı kişi ve şirketleri de kapsadı. Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ ile bağlantılı olduğu değerlendirilen işlemler de dosyanın önemli başlıklarından biri haline geldi.

Ekim ayının ilk haftasında açıklanan adli verilerde tutuklu sayısı 85 olarak duyurulmuştu. 17 Ekim itibarıyla bu sayı 86’ya yükseldi. Böylece soruşturmanın hem mali inceleme hem de adli işlemler bakımından genişlemeyi sürdürdüğü görüldü.

187,6 milyar liralık kazanç incelemesi

Fon soruşturmasında daha önce açıklanan bir diğer önemli rakam da 187 milyar 653 milyon liralık kazanç oldu.

İlk incelemelerde 141 gerçek kişi ile 73 şirketin, üç fondan toplam 187 milyar 653 milyon lira kazanç elde ettiğinin belirlendiği bildirilmişti. Bu tutar, söz konusu kişi ve şirketlerin suç işlediğinin kesinleştiği anlamına gelmiyor; soruşturma kapsamında incelenen kazançlara ilişkin ön değerlendirmeyi yansıtıyor.

Özellikle fonlardaki gelişmeler hakkında önceden bilgi sahibi oldukları değerlendirilen ve bu bilgiler doğrultusunda satış yapmış olabilecek kişilerin işlemleri üzerinde durulduğu aktarılmıştı. İncelemenin bu bölümünde, fonlardan çıkışların zamanlaması ile para hareketlerinin karşılaştırılması önem taşıyor.

Bu çerçevede gönüllü iade hesabına yapılan ödemeler, soruşturmanın mali boyutunda yeni bir gelişme olarak öne çıkıyor. Ancak 2 milyar 1 milyon 170 bin liralık iade tutarı ile daha önce gündeme gelen 187 milyar 653 milyon liralık kazanç rakamı farklı verileri ifade ediyor. İade edilen paranın toplam kazanç içindeki payı veya mağduriyetleri ne ölçüde karşılayacağı konusunda kesin bir sonuca ulaşmak için daha ayrıntılı mali verilere ihtiyaç bulunuyor.

Gönüllü iade süreci mağdurlar açısından ne ifade ediyor?

Fon soruşturmasında kamuoyunun yakından takip ettiği konulardan biri de yatırımcıların uğradığı zararların nasıl karşılanacağı.

Gönüllü iade hesabında toplanan paranın mağdurlara aktarılmasına yönelik süreç, soruşturmanın yalnızca şüphelilerin tespitiyle sınırlı kalmaması ve mali sonuçlarının da ele alınması açısından önem taşıyor. Bununla birlikte hesapta para toplanması, ödemelerin hangi yöntemle, hangi takvimde ve hangi ölçütlere göre yapılacağı sorularını kendiliğinden yanıtlamıyor.

İade edilen tutarların kimlere ve hangi hukuki esaslarla aktarılacağı, zarar hesabının nasıl yapılacağı ve farklı yatırımcıların taleplerinin nasıl değerlendirileceği, sürecin devamında açıklığa kavuşması beklenen başlıklar arasında bulunuyor.

Ayrıca gönüllü iade mekanizması ile ceza soruşturmasının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Mali tutarların geri ödenmesi, varsa ceza sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmadığı gibi, bir kişinin ödeme yapmış olması da tek başına suçun kanıtı olarak görülemez.

Gözler yeni mali incelemelerde ve yargı sürecinde

Borsa İstanbul’daki işlemler ve yatırım fonlarının faaliyetleri üzerinden yürütülen soruşturmada, bundan sonraki aşamada hem mali incelemelerin hem de adli sürecin sonuçları belirleyici olacak.

TMSF bünyesindeki hesaba yatırılan 2 milyar lirayı aşkın tutar, 31 şirket hissesine ilişkin inceleme ve 302 şüpheli hakkındaki adli işlemler, dosyanın farklı boyutlarını ortaya koyuyor.

Bundan sonraki süreçte, incelemeye alınan hisse senetleriyle bağlantılı işlemlerin nasıl sonuçlanacağı, gönüllü iade tutarının artıp artmayacağı ve mağdurlara yönelik olası ödeme sürecinin hangi esaslarla yürütüleceği yakından izlenecek.

Soruşturma sürerken, iddiaların kesinleşmiş yargı kararlarıyla ortaya konulacak sonuçlarından ayrı tutulması ve şirketler ile kişiler bakımından hukuki durumun bireysel olarak değerlendirilmesi önemini koruyor.