Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Kervanpınar köylüleri, ortak meralarında kurulması planlanan güneş enerjisi santrallerine karşı direnişlerini sürdürüyor. Zenkar 1 ve Zenkar 2 projeleri için 49’ar yıllık üretim lisansı verilirken, mahkeme sürecindeki Zenkar 2 projesini bilirkişi heyeti mevcut hâliyle uygun bulmadı. Şirketin sahibi olarak adı geçen Muzaffer Aslanhan’ın daha önce AK Parti Diyarbakır İl Yönetim Kurulu yedek üyeleri arasında yer aldığı bildirildi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Kervanpınar’da köylülerin ortak kullandığı mera alanlarına güneş enerjisi santrali kurulması tartışma yarattı. Geçimini büyük ölçüde tarım ve hayvancılıktan sağlayan bölge sakinleri, hayvanlarını otlattıkları alanların enerji projelerine açılmasına karşı çıkıyor.
Ekim ayında proje sahasına iş makinelerinin girmesiyle yeniden alevlenen gerilim üzerine köylüler, çalışmaların durdurulması talebiyle bölgede çadır nöbeti başlattı. Yerel basına yansıyan haberlere göre, şirket çalışanlarının 21 Ekim’de güvenlik güçleri eşliğinde alana girmesinin ardından köylülerle güvenlik güçleri arasında gerginlik yaşandı. Köylüler, meralarını ve geçim kaynaklarını korumakta kararlı olduklarını belirtiyor.
İki GES projesine 49’ar yıllık lisans
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Zenkar Nakliye İnşaat Temizlik Güvenlik Tarım ve Petrol Ürünleri Ltd. Şti.’ye bölgede planlanan Zenkar 1 ve Zenkar 2 depolamalı güneş enerjisi santralleri için 49’ar yıllık üretim lisansı verdi. Lisans kararlarının Eylül 2026’da alındığı, Ekim ayında yayımlandığı bildirildi.
Sur Kaymakamlığının proje duyurularına göre Zenkar 1 için yaklaşık 227 dönüm, Zenkar 2 için ise 313 dönüm büyüklüğünde panel alanı öngörülüyor. İki tesisin toplam elektrik üretim kapasitesi 33 megavat, enerji depolama kapasitesi ise 33 megavatsaat olarak aktarılıyor.
Ancak üretim lisanslarının verilmiş olması, projelere ilişkin tüm arazi kullanımı ve çevre hukuku uyuşmazlıklarının sona erdiği anlamına gelmiyor. Mera tahsisi, imar planı ve çevresel etki değerlendirmesi kararlarına yönelik itirazların yargı sürecinde olduğu bildiriliyor.
Bilirkişi raporunda çevresel etkiler vurgusu
Zenkar 2 projesinin ÇED olumlu kararına karşı açılan davada Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti, 16 Temmuz’da proje sahasında inceleme yaptı. Ekim ayında kamuoyuna yansıyan raporda, projenin mevcut hâliyle uygulanmasının uygun olmadığı yönünde değerlendirme yer aldı.
Raporda tarım ve hayvancılık faaliyetleri, mera kullanımı, su kaynakları ve arkeolojik miras üzerindeki olası etkilerin yeterince incelenmediğine ilişkin tespitler aktarıldı. Projenin yakınındaki yerleşim alanları bakımından panel yansımaları ve diğer çevresel etkilerin değerlendirilmesine ilişkin eksikliklere de dikkat çekildi.
Bilirkişi raporu, mahkemenin nihai kararı niteliği taşımıyor. Davanın nasıl sonuçlanacağına ilişkin kesinleşmiş bir karar bulunduğu ise mevcut haberlerde doğrulanamıyor.
Şirket sahibinin geçmişte AK Parti yönetiminde yer aldığı bildirildi
Projeyi yürüten şirketin sahibi olarak adı geçen Muzaffer Aslanhan’ın, AK Parti’nin resmî internet sitesinde yayımlanan Diyarbakır İl Yönetim Kurulu yedek üyeleri listesinde yer aldığı bildirildi. Bununla birlikte, güncel listede isminin bulunmadığı ve görev değişikliğinin ne zaman gerçekleştiğinin netleşmediği aktarılıyor.
Şirketin sahipliği ile siyasi görev arasındaki bağlantı, projeye ilişkin tartışmaların bir başka boyutunu oluşturuyor. Bununla birlikte, siyasi bağlantı tek başına lisans kararlarının hangi gerekçelerle alındığını göstermiyor; bu konuda karar belgeleri ve ilgili idari süreçlerin ayrıca incelenmesi gerekiyor.
Köylüler meralarının korunmasını istiyor
Kervanpınar’da yaşayanlar, ortak otlakların daralmasının hayvancılık faaliyetlerini ve geçimlerini doğrudan etkileyebileceğini savunuyor. Proje sahasının yakınındaki arkeolojik kalıntılara ilişkin itirazlar da tartışmaya eklenmiş durumda. Diyarbakır Barosu daha önce bölgede birinci derece arkeolojik sit alanı ve tarihî kalıntılar konusunda kaygılarını dile getirmişti.
Köylüler, meraların korunması ve projeye ilişkin hukuki süreçlerin sonuçlanması talebiyle eylemlerini sürdürürken, tartışmanın merkezinde enerji yatırımları ile kırsal yaşamın ve ortak kullanım alanlarının korunması arasındaki denge bulunuyor.



