‘Bordro’dan Anadolu’da istihdam gücüne uzanan bir başarı hikayesi

EC 01116 'Bordro'dan Anadolu'da istihdam gücüne uzanan bir başarı hikayesi

Uzun yıllar İstanbul’da çalışıp Türkiye’de olmayan bir iş modelini Anadolu’ya taşıma hayaliyle Çanakkale’ye göç eden bir kadın girişimcinin hikayesi, metropol tutsaklığının çevresindeki görünmez duvarları yıkmanın ve yolun henüz başındaki gençlere ilham olmanın en başarılı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Datassist’in 1999’da Türkiye’de henüz yeni sayılabilecek bordro outsourcing modeliyle başlayan yolculuğu, bugün İstanbul merkezli nitelikli işlerin Anadolu’ya taşınabileceğini gösteren bir istihdam yaklaşımına uzanıyor. Şirketin kurucusu Ayşe Nazmiye Uça, Çanakkale’de oluşturdukları modelin gençlerin nitelikli işlere ulaşmak için büyük şehirlere göç etmek zorunda olmadığını gösterdiğini belirterek, “İş İstanbul’da diye insan neden İstanbul’da olmak zorunda?” ifadelerini kullanıyor.

Türkiye’de iş ve istihdamın uzun yıllar boyunca büyük kentlerde yoğunlaşması, özellikle genç nüfusun Anadolu’dan İstanbul, Ankara ve İzmir gibi merkezlere yönelmesinin başlıca nedenlerinden biri oldu. Teknolojinin çalışma biçimlerini değiştirmesi ise nitelikli işlerin belirli şehirlerde toplanması gerektiği anlayışını giderek daha fazla tartışmaya açıyor.

Datassist’in kurucusu ve aynı zamanda Türkiye Bordro Derneği’nin de yönetim kurulu başkanı Ayşe Nazmiye Uça, şirketin İstanbul merkezli iş modelini Çanakkale’ye taşımasının da bu düşünceden doğduğunu belirterek gençlere ilham olması adına kendi girişimcilik serüvenine ışık tuttu.

“İş İstanbul’da diye insan neden İstanbul’da olmak zorunda?” sorusuyla yola çıktıklarını belirten Uça, bordro işinin bilgi, teknoloji, disiplin ve yetişmiş insan gücüne dayandığını vurguladı. “Bunların hiçbirinin posta kodu İstanbul değil” diyen Uça, Çanakkale’deki yapılanmanın İstanbul’daki şirketlerin işlerinin Anadolu’daki gençler tarafından da başarıyla yürütülebileceğini gösterdiğini ifade etti.

EC 01111 'Bordro'dan Anadolu'da istihdam gücüne uzanan bir başarı hikayesi

“İnsanları işe taşımak yerine işi insanlara taşıyabiliriz”

Türkiye’nin uzun yıllar boyunca istihdamı insanların bulunduğu bölgelere götürmek yerine insanları işin bulunduğu şehirlere yönlendirdiğini söyleyen Uça, bu modelin değişebileceğini düşünüyor. Uça, “İnsanları işe taşımak yerine işi insanlara taşıyabiliriz” diyerek teknolojinin bu dönüşümün önündeki birçok engeli ortadan kaldırdığına dikkat çekti.

Çanakkale modelinin yalnızca bir şirket yatırımı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Uça, gençlerin İstanbul’a gitmeden ulusal ve uluslararası ölçekte yürütülen işlerin bir parçası olabileceğini söyledi.

İstihdamın yerelleştirilmesinin yalnızca yeni iş alanı oluşturmakla sınırlı olmadığını ifade eden Uça, insanların ailelerinin yanında kalabilmesi, kazançlarını kendi şehirlerinde harcaması ve bulundukları bölgenin ekonomik ve sosyal yaşamına katkı sunmasının da önemli olduğunu kaydetti.

1999’da Türkiye’de henüz bilinmeyen bir iş modeliyle başladı

Datassist’in hikâyesi 1999 yılında, Türkiye’de bordro hizmetlerinin dış kaynak yoluyla yürütülmesinin henüz yaygın olmadığı bir dönemde başladı. Uça, şirketi kurduğu günlerde kapsamlı pazar araştırmaları ya da büyük yatırım analizlerinden çok sezgileri ve girişimcilik heyecanıyla hareket ettiğini belirtti.

İlk hesabının oldukça basit olduğunu söyleyen Uça, “Türkiye’de yaklaşık 10 milyon sigortalı var. Bunların yüzde 1’inin bordrosunu ben yapsam, bu iş olur” düşüncesiyle yola çıktığını ifade etti.

Ancak sektörün oluşması beklenenden daha uzun sürdü.

Başlangıç yıllarında en büyük rakiplerinin başka bordro şirketleri olmadığını belirten Uça, asıl engelin şirketlerin “Biz zaten kendimiz yapıyoruz” yaklaşımı olduğunu söyledi.

Şirketlerin uzun yıllardır kendi bünyelerinde yürüttükleri işleri dışarıdan hizmet alarak yaptırma fikrine mesafeli yaklaştığını anlatan Uça, ekonomik krizlerin ve teknolojik dönüşümün zaman içinde bu yaklaşımı değiştirdiğini belirtti.

EC 01155 'Bordro'dan Anadolu'da istihdam gücüne uzanan bir başarı hikayesi

2001 krizi iş yapış biçimlerini sorgulattı

Ayşe Nazmiye Uça’ya göre bordro outsourcing sektörünün gelişmesindeki önemli kırılmalardan biri 2001 ekonomik krizi oldu.

Bankacılık sektörü başta olmak üzere yaşanan büyük işten çıkarmalar ve ekonomik dalgalanmaların şirketleri verimlilik konusunda düşünmeye yönelttiğini belirten Uça, firmaların bu dönemde “Her işi neden kendimiz yapıyoruz?” sorusunu daha fazla sormaya başladığını söyledi.

Aynı yıllarda internetin yaygınlaşması, çevrim içi hizmetlerin gelişmesi ve küreselleşmenin hızlanması da dış kaynak kullanımının önünü açtı.

“Biz biraz erken gitmiştik” diyen Uça, erken hareket etmenin yıllarca piyasaya yeni bir hizmet modelini anlatmayı gerektirdiğini, ancak sektör geliştikçe bunun önemli bir avantaja dönüştüğünü ifade etti.

Bugün Türkiye’de çok sayıda şirketin bordro outsourcing alanında faaliyet göstermesini sektörün olgunlaşmasının bir göstergesi olarak değerlendiren Uça, bir fikrin gerçek anlamda sektöre dönüşmesinin o fikrin artık tek bir şirkete ait olmaktan çıkmasıyla mümkün olduğunu söyledi.

“Bordro yalnızca maaş hesabı değil”

Çeyrek asrı aşan deneyimin ardından bordroya artık yalnızca maaş hesaplama işi olarak bakmadığını dile getiren Uça, bordro sistemlerinin şirketler açısından önemli bir doğrulama mekanizması olduğunu ifade etti.

Maaş hesaplamanın teknolojinin gelişmesiyle birlikte sürecin giderek kolaylaşan taraflarından biri olduğunu belirten Uça, asıl meselenin çalışan, işveren, ödeme, vergi, sosyal güvenlik ve hukuk arasındaki ilişkinin doğru şekilde kurulması olduğunu söyledi.

Uça, iyi bir bordro sisteminin yalnızca hesaplamada hata yapılmaması anlamına gelmediğini, şirketin çalışanlarıyla, devletle ve hukukla kurduğu ilişkinin de doğru olduğunun göstergesi olduğunu kaydetti.

Özel sektöre Anadolu çağrısı

Çanakkale’de oluşturulan istihdam modelinin özel sektör açısından da bir sorumluluk alanına işaret ettiğini belirten Uça, Anadolu’da yatırım ve istihdam sözkonusu olduğunda yalnızca kamu teşviklerinin beklenmemesi gerektiğini söyledi.

Özel sektörün de “Ben burada ne yaratabilirim?” sorusunu sorması gerektiğini ifade eden Uça, nitelikli istihdamın Anadolu’ya yayılmasının gençlerin kendi şehirlerinde kalabilmesi açısından önemli olduğunu vurguladı.

Uça, bu yaklaşımı şu sözlerle özetliyor: “Bir işi İstanbul’dan Çanakkale’ye taşımak küçük görünebilir. Ama bazen paradigma değişiklikleri çok basit bir soruyla başlar: Bu iş neden burada yapılmak zorunda?”

TOPRAĞA DA DESTEK: TEMA İLE ÇANAKKALE’DE ÇALIŞMALAR

Datassist’in Çanakkale’deki faaliyetleri yalnızca istihdamla sınırlı değil. Ayşe Nazmiye Uça, bölgede tarım, toprak ve çevrenin korunmasına yönelik olarak TEMA ile birlikte çalışmalar yürüttüklerini belirtti.

Bordro ile toprağın ilk bakışta birbirinden uzak iki alan gibi göründüğünü söyleyen Uça, her ikisinin de merkezinde “insan ve devamlılık” olduğunu ifade etti.

Bir bölgede faaliyet gösteren şirketlerin yalnızca ekonomik kazanç sağlamasının yeterli olmadığını vurgulayan Uça, “Bir yerde faaliyet gösteriyorsanız oraya bir şey bırakmanız gerekir. İstihdam olur, bilgi olur, eğitim olur, toprağın korunması olur” ifadelerini kullandı.

Çanakkale’nin kendileri için özel bir yere sahip olduğunu belirten Uça, özellikle zeytinliklerin korunmasının yalnızca ağaçların fiziksel varlığını sürdürmesi anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Toprağın verimliliğinin ve zeytin ağaçlarının kalitesinin korunmasının da önemli olduğunu söyleyen Uça, doğru bakım ve tarım uygulamalarıyla bölgedeki üretimin desteklenebileceğini ifade ediyor.

Sosyal sorumluluğun şirket raporlarına konulan birkaç faaliyetten ibaret görülmemesi gerektiğini belirten Uça, yaklaşımını şu sözlerle özetliyor:

“Bir yerde bulunuyorsanız, orayı bulduğunuzdan biraz daha iyi bırakmalısınız.”