İsrail sandığa gidiyor: Türkiye’ye karşı en sert kim, gerilimi kim azaltabilir?

Israil Sandiga Gidiyor İsrail sandığa gidiyor: Türkiye’ye karşı en sert kim, gerilimi kim azaltabilir?

İsrail’de 27 Ekim Salı günü yapılacak genel seçimler, yalnızca Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceğini değil, Türkiye ile ilişkilerin seyrini de gündeme taşıyor. Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan seçim propagandası dikkat çekerken, muhalefetteki Naftali Bennett’in Türkiye karşıtı söylemleri ve Yair Lapid’in daha ılımlı yaklaşımı öne çıkıyor. Gadi Eisenkot’un iktidara gelmesi durumunda Ankara ile ilişkilerin nasıl şekilleneceği ise belirsizliğini koruyor.

İsrail, Gazze’deki savaşın, Lübnan’daki çatışmaların ve İran’la yaşanan askerî gerilimin ardından 27 Ekim’de sandık başına gidiyor. Seçim, 120 sandalyeli Knesset’te yeni bir siyasi denge oluşturacak. Hükümet kurabilmek için en az 61 milletvekilinin desteği gerekiyor.

Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud ve sağcı-dinî ortakları iktidarı korumaya çalışırken, muhalefette Gadi Eisenkot, Naftali Bennett, Yair Lapid, Avigdor Lieberman ve Yair Golan öne çıkan isimler arasında bulunuyor.

Reuters’ın 26 Ekim tarihli değerlendirmesine göre, seçim öncesinde yarışın başa baş bir noktaya yaklaşması nedeniyle iki bloktan hiçbiri hükümet kurmak için gerekli çoğunluğu garanti edemiyor. Dolayısıyla sandıktan birinci çıkan parti kadar, seçim sonrasında kurulacak ittifaklar da belirleyici olacak.

Netanyahu, Türkiye karşıtlığını seçim kampanyasına taşıdı

İsrail seçimleri öncesinde Türkiye açısından en dikkat çekici gelişmelerden biri, Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan seçim propagandası oldu.

Netanyahu’nun partisi Likud, ağustos ayında Tel Aviv’de sergilenen bir seçim afişinde Erdoğan’ın yanı sıra İran lideri Mücteba Hamaney, Hizbullah lideri Naim Kasım ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin fotoğraflarına yer verdi. Afişte, bu isimlerin Netanyahu’nun seçimi kaybetmesini istediği ileri sürülerek seçmenlere mevcut başbakanı destekleme çağrısı yapıldı. Netanyahu da afişin fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı.

Bu yaklaşım, Türkiye ile yaşanan gerilimin İsrail iç siyasetindeki seçim tartışmalarına da taşındığını gösteriyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da 13 Nisan 2026’da Anadolu Ajansı Editör Masası’nda yaptığı açıklamalarda İsrail’in bölgesel politikalarını eleştirmiş, İsrail’in özellikle Suriye ve Lübnan’daki hamlelerinin daha geniş bir çatışma riski oluşturduğunu belirtmişti.

Naftali Bennett: Türkiye konusunda sert çizgi

Netanyahu’nun önemli rakiplerinden eski Başbakan Naftali Bennett, Türkiye’ye yaklaşımı bakımından muhalefetin dikkat çeken isimlerinden biri.

Bennett, Netanyahu’yu Türkiye kaynaklı olduğunu öne sürdüğü güvenlik tehdidini yeterince ciddiye almamakla eleştiriyor. Bu yaklaşım, Bennett’in iktidara gelmesinin Ankara ile ilişkilerde kendiliğinden bir yumuşama yaratmayabileceğine işaret ediyor.

Eski bir asker ve komando olan Bennett, güvenlik ve savunma konularında sert tutumuyla biliniyor. Netanyahu karşıtı blokta yer almasına rağmen Türkiye konusunda mevcut hükümetten belirgin biçimde farklı, uzlaşmacı bir çizgi izlediğini söylemek için yeterli veri bulunmuyor.

Bu nedenle Netanyahu’nun seçimleri kaybetmesi, Türkiye açısından tek başına olumlu bir gelişme olarak değerlendirilemez.

Yair Lapid: Gerilimi azaltma seçeneğine daha açık

Bennett’in siyasi ortağı ve eski Başbakan Yair Lapid, Türkiye konusunda daha ılımlı bir yaklaşım sergileyen isim olarak öne çıkıyor.

Lapid’in Türkiye ile yaşanan gerilimin azaltılması ihtimalinin değerlendirilmesini savunduğu aktarılıyor. Bu tutum, Ankara ile Tel Aviv arasında diplomatik temasların yeniden güçlendirilmesi açısından farklı bir yaklaşımın mümkün olabileceğini gösteriyor.

Ancak Lapid’in Bennett ile aynı siyasi ittifakta yer alması önemli bir ayrıntı. İttifakın iktidara gelmesi durumunda Türkiye politikasının hangi liderin yaklaşımı doğrultusunda şekilleneceği, kurulacak hükümetin programına ve güvenlik politikalarına bağlı olacak.

Dolayısıyla Lapid’in daha ılımlı söylemi, tek başına ilişkilerin normalleşeceği anlamına gelmiyor.

Gadi Eisenkot: Güvenlik odaklı yaklaşım, belirsiz Türkiye politikası

Seçimin öne çıkan isimlerinden biri, eski İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot. Merkez siyasette konumlanan Yashar Partisi’nin lideri olan Eisenkot, özellikle güvenlik alanında Netanyahu’ya alternatif arayan seçmenlerden destek topluyor.

Eisenkot, askerî geçmişi ve güvenlik konularındaki tecrübesiyle öne çıkıyor. Ancak Türkiye ile ilişkilere yönelik yaklaşımı, seçim öncesinde net bir politika çerçevesine dönüşmüş değil.

Euronews’in değerlendirmesine göre Eisenkot, Türkiye’nin Suriye’de artan etkisini İsrail’in güvenliği açısından sorun olarak görüyor. Bu nedenle Eisenkot’un olası iktidarında Ankara ile ilişkilerin otomatik biçimde düzeleceğini söylemek mümkün değil.

Eisenkot’un Netanyahu’dan ayrıştığı alanlar daha çok mevcut hükümetin güvenlik sicili ve yönetim anlayışı etrafında şekilleniyor. Türkiye ile ilişkilerde nasıl bir yol izleyeceği ise seçim sonrasındaki açıklamalarına ve uygulamalarına bağlı olacak.

Yair Golan: Suriye operasyonlarının Türkiye ile çatışma riski doğurduğunu savunuyor

Muhalefetin sol ve sosyal demokrat kanadındaki önemli isimlerden Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, Türkiye ile olası bir askerî gerilim konusunda dikkat çeken açıklamalar yaptı.

Golan, Netanyahu hükümetinin Suriye’deki askerî hamlelerinin Türkiye ile çatışma ihtimalini artırdığını savundu. İsrail’in Suriye’deki bir hava üssüne yönelik saldırısını da kışkırtıcı ve tehlikeli olarak nitelendirdiği aktarıldı. <Cite refs=

Bu yaklaşım, Golan’ın Türkiye ile ilişkilerde bütün sorunların çözüldüğü veya Ankara’nın politikalarını desteklediği anlamına gelmiyor. Ancak Suriye’deki askerî adımların iki ülkeyi doğrudan karşı karşıya getirmesi ihtimaline karşı uyarıda bulunması, diğer adayların söylemlerinden ayrışıyor.

Netanyahu’nun sağcı ortakları da belirleyici olacak

İsrail’de seçim sonuçlarını yalnızca başbakan adaylarının tutumu üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Netanyahu’nun iktidarı sürdürmesi durumunda aşırı sağcı ve dinî partilerin hükümet üzerindeki etkisi de devam edebilir.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in liderliğindeki Dini Siyonizm Partisi ile Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Yahudi Gücü Partisi, Netanyahu’nun sağ blokundaki önemli ortaklar arasında bulunuyor. Her iki isim de Filistinlilere yönelik sert politikalarıyla biliniyor.

Bu partilerin hükümetteki ağırlığı, İsrail’in Filistin, Suriye ve genel olarak bölgesel güvenlik politikalarının şekillenmesinde etkili olabilir. Türkiye ile ilişkilerin geleceği de bu politikaların nasıl uygulanacağından bağımsız değerlendirilemez.

Seçim sonuçları Türkiye-İsrail ilişkilerini nasıl etkileyebilir?

Seçim sonrasında ortaya çıkabilecek üç temel senaryo bulunuyor:

Netanyahu iktidarını korursa: Türkiye karşıtı söylemin İsrail siyasetindeki ağırlığını sürdürmesi mümkün. Ancak ilişkilerin seyrini yalnızca seçim kampanyası değil, Gazze, Suriye ve diğer bölgesel meselelerdeki gelişmeler belirleyecek.

Bennett ve Lapid’in öncülüğündeki muhalefet iktidara gelirse: Türkiye konusunda tek yönlü bir değişim beklemek doğru olmaz. Bennett’in sert güvenlik yaklaşımı ile Lapid’in gerilimi azaltmaya daha açık tutumu arasında denge kurulması gerekecek.

Eisenkot liderliğinde yeni bir hükümet kurulursa: Güvenlik politikalarının yeniden değerlendirilmesi mümkün olsa da Türkiye ile ilişkilerde nasıl bir çizgi izleneceği henüz net değil. Özellikle Suriye’deki gelişmeler, iki ülke arasındaki güvenlik hesaplamalarında önemini koruyabilir.

Bu senaryoların hiçbiri seçim sonuçları kesinleşmeden garanti olarak değerlendirilemez. Ayrıca İsrail’de hükümetin kurulması, 120 sandalyeli parlamentoda en az 61 milletvekilinin desteğinin sağlanmasına bağlı.

Ankara açısından asıl mesele kim kazanırsa kazansın politika değişikliği olacak mı?

İsrail seçimleri, Türkiye açısından yalnızca Netanyahu’nun görevde kalıp kalmayacağı sorusundan ibaret değil. Asıl belirleyici olan, yeni hükümetin Türkiye’yi nasıl konumlandıracağı ve bölgesel meselelerde hangi adımları atacağı olacak.

Mevcut tabloya göre Bennett’in Türkiye konusunda sert söylemleri bulunuyor. Lapid gerilimi azaltma seçeneğine daha açık bir yaklaşım sergiliyor. Eisenkot’un politikası ise belirsizliğini koruyor. Golan’ın açıklamaları da özellikle Suriye’deki askerî hamlelerin çatışma riskini artırabileceği yönünde uyarılar içeriyor.

Sonuç olarak, İsrail’de hükümet değişikliği Türkiye ile ilişkilerde yeni bir diplomatik fırsat yaratabilir; ancak bu, tek başına normalleşme garantisi değil. Seçim sonrasında kurulacak koalisyonun yapısı, Gazze ve Suriye politikaları ile İsrail’in Türkiye’ye yönelik güvenlik yaklaşımı, iki ülke arasındaki gerilimin azalmasını veya sürmesini belirleyecek temel unsurlar olacak.