Orta Doğu’da kritik eşik: Savaş endişesi büyüyor

ortadogu da savas endisisi giderek artiyor Orta Doğu’da kritik eşik: Savaş endişesi büyüyor

İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği üzerindeki baskıyı artırarak ABD Başkanı Donald Trump’ı siyasi ve ekonomik açıdan zorlamaya çalıştığı öne sürülüyor. ABD’de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimler ve İsrail’de 27 Ekim’de düzenlenecek seçimler öncesinde, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik yeni bir askerî harekât başlatabileceği tartışılıyor. Uzmanlar, kalıcı bir anlaşmanın bulunmadığı mevcut tabloda tek bir ciddi olayın çatışmaları yeniden tırmandırabileceği uyarısında bulunuyor.

Orta Doğu’da ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilim yeniden tehlikeli bir aşamaya ulaştı. Hürmüz Boğazı’nda artan saldırılar, enerji sevkiyatına yönelik riskler ve diplomatik görüşmelerde ilerleme sağlanamaması, bölgede yeni bir askerî çatışma ihtimalini gündeme taşıdı.

Washington Post’un İranlı yetkililer ve bölgedeki diplomatlara dayandırdığı habere göre Tahran yönetimi, ABD’deki ara seçimlere kadar geçecek dönemi Trump üzerindeki baskıyı artırmak için kritik görüyor. İran’ın, boğazdaki gemi trafiğini aksatarak enerji fiyatlarını yükseltmeyi ve savaşın ABD iç siyasetindeki maliyetini artırmayı amaçladığı belirtiliyor.

İsmini açıklamayan bir Arap diplomat, İran yönetiminin yaklaşımını değerlendirirken, “Takıntılı haldeler. Başkanlığı devirebileceklerini düşünüyorlar” ifadelerini kullandı.

Hürmüz Boğazı’nda saldırılar yoğunlaşıyor

Dünya enerji ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda gemilere yönelik saldırılar, krizin merkezinde yer alıyor. ABD’li yetkililere göre Amerikan ordusu, boğazdan geçen gemilerin hareketlerini yönlendirmek ve güvenliklerini sağlamak amacıyla her gün geniş çaplı operasyonlar yürütüyor.

Washington Post’un aktardığı bilgilere göre İran’ın eylül ayında boğaz çevresinde haftada ortalama 30 saldırı gerçekleştirdiği öne sürülüyor. Birleşik Krallık ordusuyla bağlantılı UKMTO ise ekim ayının başından bu yana İran’ın 20’den fazla gemiyi hedef aldığını bildirdi.

İran Devrim Muhafızları, kendi belirlediği kurallara uymadan veya konum bildirim sistemlerini kapatarak boğazdan geçmeye çalışan gemilere karşı güç kullanılabileceği uyarısında bulunuyor.

İran’ın Hürmüz Boğazı Yönetim Kurumu da 20 Ekim’de yaptığı açıklamada, kurallara uymadığı belirtilen 122 geminin listeye alındığını duyurdu. Kurum, 40’tan fazla gemi hakkında işlem yapıldığını ve 19 gemiyle görüşmelerin sürdüğünü açıkladı.

Devrim Muhafızları ayrıca 20 Ekim’de ABD’ye ait bir MQ-9 insansız hava aracının Hürmüz Boğazı üzerinde düşürüldüğünü ileri sürdü. İddia, İran kaynakları tarafından duyurulurken bağımsız doğrulama konusunda ihtiyatlı olunması gerekiyor.

İran, ABD seçimlerini hesaplıyor

Tahran yönetiminin stratejisinde ABD’de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimlerin önemli yer tuttuğu değerlendiriliyor. İran medyasında seçimlerin ve Cumhuriyetçilerin olası performansının geniş biçimde ele alındığı belirtiliyor.

İranlı yetkililerin, yüksek enerji fiyatlarının Amerikan seçmenleri üzerindeki etkisinin Trump yönetiminin hareket alanını daraltabileceğini düşündüğü aktarılıyor. Cumhuriyetçilerin Kongre’de güç kaybetmesi durumunda Trump’ın savaş politikalarını sürdürmesinin zorlaşabileceği yönündeki yorumlar da İran medyasında öne çıkıyor.

Bununla birlikte, seçim takviminin çatışmanın seyrini tek başına belirleyeceği kesin değil. ABD yönetimi ile İran arasındaki görüşmeler sürse de tarafların temel taleplerinde uzlaşma sağlanabilmiş değil.

Netanyahu’dan İran mesajı: Rejim değişikliği hedefi

İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan seçimler öncesinde Başbakan Binyamin Netanyahu’nun İran’a yönelik söylemini sertleştirmesi de dikkat çekiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Netanyahu’ya desteğini açıklarken İran tehdidine karşı İsrail liderliğinin önemini vurguladı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise İsrail seçimlerine müdahil olmayacağını belirtti.

Netanyahu’nun yeni güvenlik yaklaşımında İran’da rejimin çökmesine zemin hazırlayacak koşulların oluşturulmasına odaklanılacağını ifade ettiği aktarılıyor. Ancak İsrail’in siyasi hedefleriyle Washington’ın öncelikleri bütünüyle örtüşmüyor. ABD yönetimi İran’ın nükleer kapasitesini sınırlandırmayı ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini yeniden güvence altına almayı isterken, İsrail yönetimi İran’ın askerî kapasitesinin ve bölgesel etkisinin kalıcı biçimde zayıflatılmasını hedefliyor.

ABD ve İsrail yeni saldırıya hazırlanıyor mu?

Jewish Telegraphic Agency’nin İsrailli güvenlik uzmanlarının değerlendirmelerine dayanan analizinde, diplomatik bir çözüm bulunamaması durumunda yeni bir çatışma turunun ihtimal dahilinde olduğu belirtiliyor.

Analizde, ABD ve İsrail’in önceki askerî operasyonlara rağmen İran’da rejim değişikliği sağlayamadığı, Tahran yönetiminin ise Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini tamamen kaybetmediği vurgulanıyor. Bu tablo, tarafların kamuoylarına kesin bir zafer ilan etmesini zorlaştırıyor.

Uzmanlar, İran’ın füze ve insansız hava aracı kapasitesini yeniden geliştirmesi ya da nükleer programında ilerleme kaydetmesi ihtimalinin Washington ve Tel Aviv’de yeni bir askerî harekât seçeneğini gündeme getirebileceğini değerlendiriyor.

Bununla birlikte, yeni bir saldırının önceki operasyonların başaramadığı hedeflere ulaşacağının garantisi bulunmuyor. Aksine, sınırlı tutulması planlanan bir harekâtın daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşmesi riski de gündemde.

“Tek bir olay her şeyi kontrolden çıkarabilir”

Eski üst düzey İsrailli güvenlik yetkilisi ve İran uzmanı Avner Vilan, tarafların kalıcı bir anlaşmaya ulaşamadan birbirleri üzerinde baskı kurmayı sürdürdüğünü belirterek bölgedeki kırılganlığa dikkat çekti.

Vilan, mevcut durumu şu sözlerle değerlendirdi:

“Her iki tarafın da birbirine baskı uygulamayı sürdürdüğü ancak kalıcı bir anlaşmanın bulunmadığı bir durumdayız. Herkes gergin ve tek bir önemli olayla işler kontrolden çıkabilir.”

Uzmanlara göre ABD’deki ara seçimler sonrasında Washington’ın siyasi hesapları değişebilir. Ancak seçimlerin ardından askerî harekât ihtimalinin artması, otomatik olarak yeni bir saldırı kararı alınacağı anlamına gelmiyor.

Bölgedeki en büyük risk ise Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek yeni bir saldırının, yanlış hesaplama veya karşılıklı misillemeler üzerinden daha geniş bir çatışmayı tetiklemesi. Diplomatik temaslar sürerken tarafların geri adım atmaması, Orta Doğu’daki belirsizliği derinleştiriyor.