AYM’den 26 siyasi partinin hesaplarına inceleme: Eksik belgeler ve suç duyurusu kararları

resmi gazete AYM’den 26 siyasi partinin hesaplarına inceleme: Eksik belgeler ve suç duyurusu kararları

Anayasa Mahkemesinin 26 siyasi partiyi kapsayan 30 mali denetim kararı Resmî Gazete’de yayımlandı. Bazı partilerin kesin hesapları kabul edilmezken, kayıt ve belge düzenindeki eksiklikler ile hesap dışında gelir-gider işlemleri yapılmasına ilişkin tespitler üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.

Anayasa Mahkemesinin (AYM) siyasi partilerin mali hesaplarına ilişkin kararları 15 Ekim 2026 tarihli ve 33401 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Toplam 26 siyasi partiyi kapsayan 30 kararda, partilerin gelir ve gider kayıtlarından banka belgelerine, kasa sayım tutanaklarından teşkilat hesaplarına kadar çeşitli mali unsurlar değerlendirildi.

Kararların büyük bölümü siyasi partilerin 2024 yılı kesin hesaplarına ilişkin olurken, bazı partilerin 2022 ve 2023 yıllarına ait hesapları da incelemeye alındı. Mahkeme, denetim için gerekli belgelerin sunulmaması, mali tabloların yeterince doğrulanamaması ve hesapların parti organlarınca onaylandığını gösteren evrakların bulunmaması gibi gerekçelerle bazı kesin hesapların kabul edilemeyeceğine hükmetti.

30 karar, 26 siyasi partiyi kapsıyor

Resmî Gazete’de yayımlanan kararların sayısı ile denetlenen siyasi parti sayısının farklı olması dikkat çekti. Bunun nedeni, bazı partilerin birden fazla yıla ait hesaplarının ayrı dosyalar üzerinden değerlendirilmesi.

Milliyetçi Cumhuriyet Partisinin 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin hesapları hakkında ayrı ayrı karar verildi. Umuda Yürüyüş Partisi ile Küresel Adalet ve Liyakat Partisinin ise 2023 ve 2024 yıllarına ait mali hesapları farklı kararlarla ele alındı.

Böylece 30 ayrı karar, toplam 26 siyasi partinin mali denetimini kapsadı.

Denetimlerde hangi eksiklikler tespit edildi?

Kararlarda öne çıkan başlıklardan biri, siyasi partilerin mali faaliyetlerini doğrulamaya yarayan kayıt ve belgelerin eksik olmasıydı.

Bazı dosyalarda, genel merkez ve il teşkilatlarının kesin hesaplarının yetkili organlar tarafından incelenip kabul edildiğini gösteren karar örneklerinin sunulmadığı belirtildi. Ayrıca yıl sonu kasa sayım tutanakları, banka mutabakat yazıları ve il teşkilatlarına ait mali belgelerin eksik olduğu dosyalar da bulundu.

Mahkemenin değerlendirmelerinde, siyasi partilerin fiilen faaliyet göstermelerine rağmen kira, elektrik, su, telefon ve kırtasiye gibi olağan yönetim giderlerinin hesaplarda yer almaması da öne çıktı.

Bu tür giderlerin mali kayıtlarda görünmemesi, hesapların olağan işleyişle uyumlu olup olmadığı yönünden değerlendirildi. AYM, bazı dosyalarda kayıt ve belge düzeninin oluşturulmaması ile hesap dışında gelir ve gider gerçekleştirilmesine ilişkin tespitleri mali denetimi engelleyen durumlar kapsamında ele aldı.

Buradaki temel mesele, yalnızca bir belgenin eksik olması değil; partilerin mali hareketlerinin denetlenebilir ve doğrulanabilir biçimde ortaya konulamamasıydı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu

AYM, tespit edilen eksiklikler ve hesap dışı işlemler kapsamında 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 111’inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca yasal işlem yapılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Söz konusu düzenleme, siyasi partilerin mali denetimini engelleyen ve kanunda belirtilen yükümlülüklerin ihlal edilmesiyle bağlantılı fiiller bakımından hukuki sonuçlar öngörüyor.

Bazı dosyalarda ise istenen bilgi ve belgelerin süresinde sunulmaması nedeniyle parti sorumluları hakkında işlem yapılması için Ankara Valiliğine bildirimde bulunulmasına hükmedildi.

Ancak suç duyurusu kararı, tek başına ilgili parti yöneticilerinin suçlu bulunduğu anlamına gelmiyor. Suç duyurusunun ardından yürütülecek adli süreçte, ilgili kişilerin sorumluluğunun ve varsa suç teşkil eden eylemlerin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.

Hangi siyasi partiler kararlar kapsamında?

AYM’nin yayımlanan mali denetim kararlarında şu siyasi partiler yer aldı:

  • Türkiye Yüzüncü Yıl Partisi
  • Kızılelma Partisi
  • Milliyetçi Cumhuriyet Partisi
  • Çağdaş Türkiye Partisi
  • Umuda Yürüyüş Partisi
  • Küresel Adalet ve Liyakat Partisi
  • As Parti
  • Kürdistan Komünist Partisi
  • İşçinin Kendi Partisi
  • Anadolu Cumhuriyet Partisi
  • Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi
  • Anahtar Parti
  • Genç Türkiye Partisi
  • Hak ve Adalet Partisi
  • Doğuş Partisi
  • Bağımsız Cumhuriyet Partisi
  • Cumhuriyetçi Aydınlık Partisi
  • Türkiye Emekliler ve Emekçiler Partisi
  • Türkiye’m Partisi
  • Cumhuriyet ve İstiklal Partisi
  • Hak ve Huzur Partisi
  • Adalet ve Demokrasi Partisi
  • Türkiye Emekliler Partisi
  • Sağ Parti
  • Anadolu Birliği Partisi
  • Ana Yol Partisi

Listede yer alan partilerin tamamı hakkında aynı eksikliğin tespit edildiği ya da bütün dosyalarda aynı hukuki sonucun doğduğu şeklinde bir değerlendirme yapılmaması gerekiyor. Her bir karar, ilgili partinin belirli bir yıla ait mali hesapları ve o dosyadaki tespitler çerçevesinde ele alındı.

Kararlar neden önemli?

Siyasi partilerin gelir ve giderlerinin denetlenmesi, siyasi finansmanın şeffaflığı ve hesap verebilirlik açısından önem taşıyor. Mali kayıtların eksiksiz tutulması, gelirlerin ve harcamaların belgelendirilmesi ve parti hesaplarının denetime açık olması, bu sistemin temel unsurları arasında bulunuyor.

AYM’nin kararları, siyasi partilerin yalnızca gelir ve gider bildiriminde bulunmasının yeterli olmadığını; bu kayıtların dayanak belgelerle desteklenmesi ve denetim makamlarınca doğrulanabilmesi gerektiğini bir kez daha gündeme getirdi.

Kararların 26 Mart 2026 tarihinde oybirliğiyle alındığı, Resmî Gazete’de ise 15 Ekim 2026’da yayımlandığı belirtildi. Böylece siyasi partilerin geçmiş dönem mali hesaplarına ilişkin denetim sonuçları kamuoyuna duyurulmuş oldu.

Önümüzdeki aşamada suç duyurusu yapılan dosyalarda adli makamların değerlendirmeleri ve ilgili parti sorumluları bakımından yürütülecek işlemler önem taşıyacak. Bununla birlikte, mali hesapların kabul edilmemesi ile ceza sorumluluğunun kesinleşmesi birbirinden farklı hukuki süreçler olarak değerlendirilmelidir.