Odysseus’un 3 bin yıllık yolculuğu: İnsan neden eve dönmek ister?

atakan haber11 1 Odysseus’un 3 bin yıllık yolculuğu: İnsan neden eve dönmek ister?

Yazar ve Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek, Odysseus’un Troya’dan İthaka’ya uzanan uzun yolculuğunu bu sorular üzerinden değerlendirerek, destanın yalnızca mitolojik bir anlatı olmadığını, insanın kendisiyle yeniden karşılaşma sürecine dair güçlü semboller barındırdığını ortaya koyuyor.

atakan haber12 Odysseus’un 3 bin yıllık yolculuğu: İnsan neden eve dönmek ister?

Homeros’un yaklaşık 3 bin yıl önce kaleme aldığı Odysseia, yalnızca bir kahramanın savaştan sonra ülkesine dönme mücadelesini anlatmıyor. Troya Savaşı’nın ardından başlayan ve tam 10 yıl süren dönüş yolculuğu, insanın aidiyet, kimlik, hafıza ve geçmişle kurduğu ilişkiye dair bugün de geçerliliğini koruyan soruları gündeme getiriyor: İnsan neden eve dönmek ister? Eve dönen kişi gerçekten bıraktığı kişi midir?

Yazar ve Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek, Odysseus’un Troya’dan İthaka’ya uzanan uzun yolculuğunu bu sorular üzerinden değerlendirerek, destanın yalnızca mitolojik bir anlatı olmadığını, insanın kendisiyle yeniden karşılaşma sürecine dair güçlü semboller barındırdığını ortaya koyuyor.

10 yıllık dönüş, 20 yıllık ayrılık

Odysseus için dönüş yolculuğu, Troya Savaşı’nın sona ermesiyle başladı. Ancak İthaka’ya ulaşması tam 10 yıl sürdü. Savaşa katılmak için ülkesinden ayrılması ve dönüşünün tamamlanmasıyla birlikte Odysseus, memleketinden toplam 20 yıl uzak kaldı.

Bu süre boyunca fırtınalar, denizler, yaratıklar, tanrılar ve baştan çıkarıcılarla mücadele eden Odysseus’un yolculuğu, aynı zamanda kendi seçimlerinin sonuçlarıyla yüzleştiği bir sürece dönüştü.

Keltek’in değerlendirmesine göre bu uzun yolculuk, insanın yalnızca fiziksel olarak değil, yaşadıkları ve aldığı kararlar nedeniyle de kendi benliğinden uzaklaşabileceğini gösteriyor. Bu nedenle Odysseia’daki “eve dönüş”, yalnızca bir coğrafyaya ulaşmak değil, kişinin kendisine yeniden yaklaşması anlamını da taşıyor.

atakan haber13 Odysseus’un 3 bin yıllık yolculuğu: İnsan neden eve dönmek ister?

Her sığınak insanın yuvası olmuyor

Odysseus’un İthaka’ya ulaşmasını geciktiren duraklardan bazıları zamanla geçici birer sığınaktan çok daha fazlasına dönüştü. Kirke’nin adası ve özellikle Kalypso’nun yanında geçirdiği yıllar, bunun en dikkat çekici örnekleri arasında yer alıyor.

Odysseus, Kalypso’nun yanında 7 yıl geçirirken bulunduğu yerde yeni bir hayat kurma ihtimaliyle de karşı karşıya kaldı. Ancak uzun süre yaşamak ile gerçekten ait olmak arasındaki fark burada belirginleşti.

Keltek’in yorumunda bu durum, insanın hayatının bir döneminde kendisini güvende hissettiği bir yerde uzun süre kalabilmesine rağmen orayı mutlaka “yuva” olarak görmeyebileceğine işaret ediyor.

Çünkü eve dönüş arzusu yalnızca bir mekâna duyulan özlemden değil, kişinin kendisini ait hissettiği kökle yeniden bağ kurma ihtiyacından da besleniyor.

İthaka’ya dönen Odysseus, bıraktığı adam değildi

Odysseus nihayet İthaka’ya ulaştığında karşılaştığı dünya, 20 yıl önce bıraktığı dünyadan oldukça farklıydı.

Penelope artık yıllar önce vedalaştığı genç kadın değildi. Oğlu Telemakhos ise babasının bıraktığı çocuk olmaktan çıkmış, yetişkin bir adama dönüşmüştü.

Üstelik Odysseus da aynı kişi değildi.

Yıllar süren savaş ve yolculuklar onu değiştirmişti. Bu nedenle kendi ülkesine döndüğünde bile başlangıçta kimliğini gizlemek ve adeta bir yabancı gibi hareket etmek zorunda kaldı.

Bu ayrıntı, eve dönüşün geçmişte bırakılan hayatı olduğu gibi geri almak anlamına gelmediğini ortaya koyuyor. İnsan değişirken geride bıraktığı insanlar, ilişkiler ve koşullar da değişiyor.

Dolayısıyla eve dönen kişi, çoğu zaman bıraktığı hayatın içine değil, değişmiş bir hayatın içine dönüyor.

İnsan yalnızca hatırladığı yere değil, hatırlandığı yere de dönüyor

Odysseus’un dönüş hikâyesindeki en dikkat çekici unsurlardan biri de tanınma sahneleri.

Onu eski yara izinden tanıyan Eurykleia, yıllar boyunca değişen bedenin ve zamanın gerisinde kalan kimliğin izlerini hafızasında taşıyor. Penelope ise karşısındaki kişinin gerçekten kocası olup olmadığını anlamaya çalışırken geçmişteki Odysseus’un hikâyesiyle bugünkü yabancıyı karşılaştırıyor.

Böylece dönüş yalnızca “Ben kimim?” sorusunu değil, “Başkalarının hafızasında kim olarak kaldım?” sorusunu da beraberinde getiriyor.

20 yıllık ayrılığın ardından Odysseus’un eve dönüşü, geçmişteki kimliğine basitçe geri dönmesi anlamına gelmiyor. Tam tersine, hem kendi değişimiyle hem de kendisini bekleyen insanların değişimiyle yüzleşmesini gerektiriyor.

Odysseia’nın bugüne bıraktığı soru

Yaklaşık 3 bin yıl önce anlatılan Odysseia’nın bugün hâlâ karşılık bulmasının temelinde de bu evrensel soru yatıyor: İnsan neden eve dönmek ister?

Belki de eve dönüş, yalnızca bir adresi yeniden bulmak değil. İnsan bazen geçmişine, ailesine, ait hissettiği yere veya kendi kimliğine dönmek ister. Ancak hiçbir dönüş, ayrılıktan önceki hayatın aynısını geri getirmiyor.

Odysseus’un hikâyesi bu nedenle yalnızca savaş sonrası eve ulaşmaya çalışan bir kahramanın macerası olarak değil; değişen bir insanın, değişmiş dünyasında kendisine yeniden bir yer bulma mücadelesi olarak da okunabiliyor.

İthaka’ya ulaşmak yolculuğun sonu gibi görünse de asıl mesele belki de bundan sonra başlıyor: İnsan, yıllar sonra döndüğü yerde hem kendisini hem de kendisini bekleyenleri yeniden tanıyabilecek mi?