İsrail merkezli The Jerusalem Post gazetesinde yayımlanan bir görüş yazısında Türkiye ile İsrail arasındaki gerilime ilişkin dikkat çeken ifadeler kullanıldı. David M. Weinberg imzalı yazıda, İsrail’in Türkiye’nin Suriye ve Doğu Akdeniz’deki askeri faaliyetlerine karşı daha sert bir tutum alması gerektiği savunuldu.
“Israel must stop Erdogan’s military expansion before Turkey reaches its borders” başlığıyla 22 Ağustos 2026’da yayımlanan yazıda, Türkiye’nin askeri kapasitesinin İsrail açısından giderek daha büyük bir tehdit oluşturduğu öne sürüldü.
Yazının en dikkat çeken bölümlerinden birinde ise “From Idlib to Istanbul, Israel will attack, if necessary, not defend” ifadelerine yer verildi. Bu ifade, “İdlib’den İstanbul’a kadar İsrail gerekirse saldıracak, savunmada kalmayacak” şeklinde çevrilebilir.
“Türkiye’nin askeri gücü İsrail sınırlarına yaklaşıyor”
Weinberg, İsrail’in Suriye ve Doğu Akdeniz’de net “kırmızı çizgiler” belirlememesi halinde Türk kara ve deniz kuvvetlerinin İsrail’in kuzey sınırlarına ve deniz sahasına daha fazla yaklaşacağını savundu.
Yazıda, İsrail’in gelecekte Golan Tepeleri’nde Türk tanklarıyla, Kayserya açıklarında ise Türk fırkateynleriyle karşı karşıya kalabileceği iddiası ortaya atıldı.
Weinberg, bu değerlendirmeyi üst düzey bir İsrailli istihbarat yetkilisinden duyduğunu belirtti.
İdlib saldırısı üzerinden Türkiye mesajı
Yazıda, İsrail’in geçtiğimiz günlerde Suriye’nin kuzeyindeki İdlib yakınlarında bulunan Ebu el-Duhur askeri hava üssüne düzenlediği saldırı da Türkiye ile yaşanan gerilimin bir parçası olarak değerlendirildi.
Weinberg’in iddiasına göre İsrail, Türkiye’nin bölgede radar ve hava savunma sistemi kurma hazırlığında olduğunu düşünüyordu. Yazara göre İsrail’in saldırısı, Ankara’ya Suriye’deki askeri varlığını genişletmemesi yönünde açık bir mesaj niteliğindeydi.
Söz konusu saldırı sonrasında Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim daha da yükselmişti. ABD’nin Türkiye ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da saldırıyla ilgili olarak İsrail’in ABD’yi önceden bilgilendirmediğini söylemiş, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ise ABD makamlarına istihbarat aktarıldığını açıklamıştı.
“İsrail Türkiye’yi düşman ilan etmedi”
Yazıda dikkat çeken bir başka ayrıntı ise İsrail’in resmi olarak Türkiye’yi düşman ülke ilan etmediğinin kabul edilmesi oldu.
Weinberg, buna rağmen Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığının genişlemesinin ve Doğu Akdeniz’deki deniz gücünün İsrail açısından göz ardı edilemeyecek bir güvenlik sorunu oluşturduğunu ileri sürdü.
Yazar ayrıca İsrail’in Türkiye ile doğrudan çatışmaya hazırlıklı olması gerektiğini savunarak, Türkiye’nin Suriye’deki etkisinin artmasının İsrail’in kuzey sınırları açısından stratejik bir risk oluşturduğunu iddia etti.
Türk donanmasına ilişkin dikkat çeken değerlendirme
Weinberg yazısında Türkiye’nin deniz gücüne de geniş yer ayırdı. Türk Deniz Kuvvetleri’nin fırkateyn, destroyer, amfibi gemi ve denizaltılardan oluşan önemli bir kapasiteye sahip olduğunu belirten yazar, Türkiye’nin yeni savaş gemileri ve denizaltılar inşa ettiğini savundu.
Bu durumun İsrail açısından Doğu Akdeniz’de uzun vadeli bir güvenlik problemi oluşturabileceğini öne süren Weinberg, İsrail donanmasının da güçlendirilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
Yazı resmi İsrail açıklaması değil
Öte yandan haberin doğru anlaşılması açısından kritik bir ayrıntı bulunuyor.
“Gerekirse İstanbul’a saldırırız” ifadesi İsrail hükümetinin resmi bir açıklaması değil. Söz konusu ifade, David M. Weinberg’in The Jerusalem Post’ta yayımlanan görüş yazısında kullandığı değerlendirmeden geliyor. Gazete de yazıyı “Opinion” kategorisinde yayımladı.
Dolayısıyla söz konusu ifadeyi “İsrail Türkiye’ye saldırı kararı aldı” şeklinde yorumlamak doğru olmaz. Ancak yazı, İsrail kamuoyundaki bazı çevrelerin Türkiye’nin Suriye ve Doğu Akdeniz’deki artan askeri etkisine yönelik kaygılarının ne kadar sert bir noktaya ulaştığını göstermesi açısından dikkat çekiyor.
Türkiye-İsrail geriliminde yeni aşama
Suriye’de Türkiye’nin askeri varlığı, İsrail’in bölgedeki operasyonları ve Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesi iki ülke arasındaki gerilimi son dönemde yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.
The Jerusalem Post’ta yayımlanan bu son yazı da gerilimin yalnızca diplomatik açıklamalarla sınırlı kalmadığını, İsrail’deki bazı güvenlik çevrelerinde Türkiye ile olası doğrudan çatışma senaryolarının dahi tartışıldığını ortaya koyuyor.
Ancak yazının bir köşe/görüş yazısı olduğu ve burada dile getirilen görüşlerin İsrail devletinin resmi savaş politikası veya saldırı kararı anlamına gelmediği özellikle vurgulanmalı.



