NPİSTANBUL Hastanesi, Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında hastaların ergoterapi atölyelerinde ürettiği eserleri “Sanatın Dilinden Hayata” sergisinde buluşturdu. Serginin açılışı Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından gerçekleştirildi. Tarhan, sanatla uğraş terapisinin kişinin kendisini ifade etmesine, üretmesi ve yaşamla yeniden bağ kurarak iyileşme adımları atmasına önemli bir katkı sağladığının altını çizdi.
Renklerin psikoloji üzerindeki etkilerine ilişkin de Prof. Dr. Nevzat Tarhan, renklerin kişilerde farklı duygular ve çağrışımlar uyandırabildiğini belirterek, “Renklerin dili var gerçekten.” dedi.
NPİSTANBUL Hastanesi, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, hastaların ergoterapi sanat atölyelerinde ürettikleri eserlerden oluşan “Sanatın Dilinden Hayata” karma sergisini ziyarete açtı. Resim, seramik, ebru ve farklı el sanatlarından çalışmaların yer aldığı serginin açılışı, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın katılımıyla 9 Ekim Cuma günü gerçekleştirildi.

İyileşme yolculuğunun izleri eserlerde görünür hale geldi
Sergide yalnızca ortaya çıkan eserler değil, üretim sürecinin ruh sağlığı açısından taşıdığı anlam da öne çıktı. Ergoterapi atölyelerinde hastaların yaratıcı sürece katılması; deneme, keşfetme, seçim yapma, dönüştürme, yeniden kurma ve bir işi sürdürebilme becerilerini destekleyen tedavi sürecinin bir parçası olarak ele alındı.
Atölye çalışmalarında bazı hastaların ilk üretimlerinde daha dağınık çizgiler ve sınırlı renk kullanımı görülürken, ilerleyen süreçte kompozisyonun belirginleştiği ve renk çeşitliliğinin arttığı gözlemlendi. Eserlerin tek başına bir tanı aracı olmadığına dikkat çekilirken; renk kullanımı, kompozisyon, tekrarlar, ayrıntıya odaklanma, yaratıcılık ve üretim sürecini sürdürebilme gibi unsurların klinik gözlemle birlikte kişinin sürecine ilişkin farklı bir pencere açabildiği vurgulandı.

Tarhan: “Bir insanın yeniden üretmeye başlaması, bazen iyileşme yolculuğundaki önemli bir adımdır”
Serginin açılışında konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sanatın psikiyatrik tedavideki destekleyici rolüne ve ruhsal hastalığı olan bireylere yönelik toplumsal bakışın önemine dikkat çekti.
Prof. Dr. Tarhan, “Ruhsal hastalıkların tedavisi kadar, ruhsal hastalığı olan bireylerin hayata nasıl kazandırıldığı da önemlidir. Sanatla uğraş terapisi, psikiyatrik tedavinin alternatifi değil; kişinin kendisini ifade etmesine, üretmesine ve yaşamla yeniden bağ kurmasına alan açan destekleyici araçlardan biridir. Biz de hastanemizin tedaviprotokollerinde ergoterapiyi tedavinin önemli bir parçası olarak uyguluyoruz. Beyindeki hasarlı bölgelerin düzelmesini elbette yüksek teknolojili görüntüleme cihazlarıyla takip ediyoruz. Ergoterapi ile yaptığımız gözlemlerimiz bir MR sonucu vermiyor olabilir ama hastanın hayata açılan penceresi olması açısından farklı bir tedavi çıktısı değeri taşıyor. Bir insanın yeniden üretmeye başlaması, bazen iyileşme yolculuğundaki çok kıymetli adımlardan biri olabiliyor.”mesajını paylaştı.
“Sanat, duyguları ifade etmeyi kolaylaştırıyor”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sanatın ruh sağlığı alanındaki destekleyici rolüne dikkat çekerek, “Sanat terapisini bu ruh sağlığı gününde seçmemizin nedeni, insanların duygularını ifade etme ve düzenleme zorluğu yaşamasıdır. Sanat terapisi, sosyal etkileşimi artırır ve duygu ifadesini kolaylaştırır.” dedi.
Sanat ve müziğin kişinin rahatlamasına katkı sağladığını ifade eden Tarhan, “Beynimiz, hareketle ve müzikle beraber dans eder.” sözleriyle sanatın insan üzerindeki etkisini anlattı.
“Tedavide ilaç ve sanat birbirini tamamlar”
Sanatın özellikle bağımlılık rehabilitasyonunda önemli bir destek sunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Özellikle bağımlılık rehabilitasyonunda sanat terapisinin kullanımının çok pratik bir değeri var. Tedavide ilaç ve sanat birbirini tamamlar; ilaç mı, sanat mı gibi bir ikilem yanlıştır. İkisini de bir rehabilitasyon amacıyla kullanmak çok önemlidir.” diye konuştu.
Sergideki eserlerin danışanlar için taşıdığı kişisel değere de değinen Tarhan, “Sergide çok güzel eserler var. Bu eserlerin bazılarını danışanlarımız hatıra olarak saklamak üzere alıyor, bazılarını ise burada, müzemizde bırakıyorlar.” ifadelerini kullandı.
“Renklerin dili var”
Sergi kapsamında renklerin psikoloji üzerindeki etkilerine ilişkin de Prof. Dr. Nevzat Tarhan, renklerin kişilerde farklı duygular ve çağrışımlar uyandırabildiğini belirterek, “Renklerin dili var gerçekten.” dedi.
Beyazı saflıkla, siyahı ise karanlıkla ilişkilendiren Tarhan, mavinin farklı tonlarının farklı hisler oluşturabildiğini söyledi. “Maviyi olumlu yorumlayanlar mavide bir esenlik hissediyorlar, koyu mavide hüzün hissediyorlar.” diyen Tarhan, açık maviyi ise rahatlama ve gevşemeyle ilişkilendirdi.
Kırmızının uyarıcı yönüne dikkat çeken Tarhan, kahverenginin toprağı çağrıştırması nedeniyle tevazu ve sakinlikle ilişkilendirilebildiğini, ancak bazı kişilerde olumsuz duygular da uyandırabildiğini ifade etti.
Aynı renk, farklı kişilerde farklı anlamlar taşıyabiliyor
Renkleri değerlendirirken kişinin içinde bulunduğu ruh halinin de dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Depresif bir kişi renklere farklı anlam yükler, manik, duygu durumu yüksek kişi farklı anlam yükler.” dedi. Tarhan, böylece aynı rengin herkes için aynı duygusal karşılığı taşımayabileceğine işaret etti.
Renklerin iştahla ilişkisine yönelik soruyu da cevaplayan Tarhan, yeşil, sarı ve turuncuyu bazı kişilerde iştahı tetikleyebilen renkler arasında değerlendirdi.

Sanat tedavinin alternatifi değil, destekleyici bir parçası
Açılışta, sanatın psikiyatrik tedavilerde ilaç ya da diğer klinik uygulamaların alternatifi olmadığı; uygun klinik çerçevede tedaviyi destekleyen araçlardan biri olduğu vurgulandı. Bir kişinin üretmeye başlamasının, seçim yapmasının, başladığı işi sürdürebilmesinin ve ortaya somut bir ürün koymasının; kişinin kendisiyle ve çevresiyle yeniden ilişki kurduğu süreçte önemli bir anlam taşıyabileceğine dikkat çekildi.
Sergi Küratörü ve Sanat Terapisti Yeşim Aslan,yaratıcı sürecin insanın iç dünyasıyla buluşmasına, deneyimine farklı bir yerden bakmasına ve yaşamla yeniden ilişki kurmasına alan açabildiğini vurguladı. Sergi, ruh sağlığına yalnızca hastalık üzerinden değil; iyilik hâli, katılım, yaratıcılık, ilişki kurma ve anlam üretme kapasitesi üzerinden de bakmaya davet etti.
Dijital çağda el emeği ve üretmenin önemi gündeme taşındı
Serginin gündeme taşıdığı başlıklardan biri de dijital çağda üretmenin ruh sağlığı açısından taşıdığı değer oldu. Resim yapmak, seramiğe biçim vermek, ebru ya da el sanatlarıyla uğraşmak; kişinin dikkatini bir sürece yöneltmesine, kendi ritminde ilerlemesine ve ortaya çıkan ürünle somut bir bağ kurmasına imkân tanıyan deneyimler olarak ele alındı.
Sergi 12 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek
9 Ekim’de açılan “Sanatın Dilinden Hayata” karma sergisi, 12 Ekim 2026 tarihine kadar Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nde ziyaret edilebilecek.
Mekân: Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi
Adres: Yamanevler Mah. Ahmet Tevfik İleri Cad. No:18, Ümraniye / İstanbul




