Kalp-damar hastalıklarının temel nedenlerinden biri olan aterosklerozun sanılandan çok daha erken yaşlarda başlayabildiği ortaya çıktı. Danimarka ve İspanya’da yürütülen geniş kapsamlı REACT araştırmasında, 18-29 yaş grubundaki yetişkinlerin yaklaşık 13’te birinde, herhangi bir belirti vermeyen damar sertliği ve plak oluşumu tespit edildi.
Araştırmaya, bilinen aterosklerotik kalp-damar hastalığı bulunmayan 16 bin 808 yetişkin katıldı. Katılımcıların boyun ve bacak damarları üç boyutlu ultrasonla, kalbi besleyen koroner damarları ise bilgisayarlı tomografik anjiyografiyle incelendi.
Sonuçlar dikkat çekici.
Araştırmaya göre 18-29 yaş grubundaki erkeklerin yüzde 8,7’sinde, kadınların ise yüzde 6,7’sinde aterosklerotik plak saptandı. Bu oran genel olarak yaklaşık her 13 genç yetişkinden birine karşılık geliyor.
Üstelik hastalık ilerledikçe görülme sıklığı da belirgin biçimde artıyor. Araştırmada 60-70 yaş grubundaki katılımcıların yaklaşık 10’da 9’unda sessiz ateroskleroz tespit edildi. Çalışmaya katılan tüm yaş gruplarında ise bu oran yüzde 57,1 olarak belirlendi.
Plak oluşumu yıllarca belirti vermeyebiliyor
Ateroskleroz, damarların iç duvarında plak birikmesiyle ilerleyen ve uzun süre herhangi bir belirti vermeden seyredebildiği için “sessiz” bir süreç olarak tanımlanıyor.
Araştırmacılar, genç yaşlarda tespit edilen plakların çoğunlukla tek bir damar bölgesinde ve özellikle boyun ya da bacak damarlarında bulunduğunu belirledi. Yaş ilerledikçe plak hacminin arttığı ve birden fazla damar bölgesinin etkilenme ihtimalinin yükseldiği görüldü.
Araştırmada kadınlar ve erkekler arasında da dikkat çekici bir fark ortaya çıktı. Erkeklerde aterosklerozun daha erken yaşlarda artmaya başladığı, kadınlarda ise özellikle 40-60 yaş arasında daha belirgin bir yükseliş görüldüğü bildirildi.
Risk hesaplamaları her zaman tabloyu göstermeyebilir
Çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de geleneksel kalp-damar riski hesaplamalarıyla ilgili.
Araştırmacılara göre mevcut risk değerlendirme araçları, özellikle genç yetişkinlerde damarlarında plak bulunan bazı kişileri yüksek risk grubunda göstermeyebiliyor. Bu nedenle araştırma ekibi, damar görüntülemesinin erken dönemde sessiz aterosklerozun tespit edilmesinde daha fazla rol oynayıp oynayamayacağının araştırılması gerektiğini belirtiyor.
Araştırmanın ikinci aşamasında, görüntüleme sonuçlarına dayalı kişiselleştirilmiş önleme yaklaşımlarının kalp krizi ve inme gibi olayları azaltıp azaltamayacağı klinik çalışmalarla test edilecek.
Çalışmanın ortaya koyduğu temel mesaj ise net:
Damar sertliği yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan bir sorun değil.
Damar duvarındaki değişiklikler daha genç yaşlarda başlayabiliyor ve uzun yıllar herhangi bir belirti vermeden ilerleyebiliyor.
Bu nedenle kalp-damar sağlığı açısından risk faktörlerinin erken yaşlardan itibaren dikkate alınması, kişisel risk durumunun ise sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.




