ABD’nin Massachusetts eyaletinde Katolik Kilisesi’ne yönelik yıllardır sürdürülen soruşturmanın sonuçları açıklandı. Başsavcılığın kapsamlı raporunda, Fall River, Springfield ve Worcester piskoposluklarında onlarca yıl boyunca çocukların cinsel istismara uğradığına ilişkin yüzlerce vaka belgelendi. Raporda en az 275 din görevlisinin 944 çocuğu istismara uğratmakla suçlandığı belirtildi.
Massachusetts Başsavcılığı tarafından yayımlanan rapor, eyaletteki üç Katolik piskoposluğunda geçmişten bugüne uzanan istismar iddialarını ve kilise yönetimlerinin bu iddialara verdiği tepkileri mercek altına aldı.
Soruşturma kapsamında 300 binden fazla sayfa belge incelendi, 100’den fazla kişiyle görüşüldü.
Başsavcılık bulguları resmi açıklamasında 270’ten fazla din görevlisi ve yaklaşık 1.000 çocuk şeklinde özetledi.
İddialara rağmen rahipler başka görevlere gönderildi
Raporda yalnızca çocuklara yönelik istismar iddiaları değil, kilise yönetimlerinin bu vakalar karşısındaki tutumu da ele alındı.
Soruşturmacılar, bazı kilise yöneticilerinin istismar iddiaları ve uyarı işaretleri karşısında gerekli adımları atmadığını tespit etti.
Rapora göre hakkında suçlama bulunan veya istismarda bulunduğu belirlenen bazı din görevlileri, görevlerinden alınmak yerine başka kiliselere transfer edildi. Bazı rahiplerin tedavi sonrasında yeterli gözetim sağlanmadan yeniden görevlendirildiği, kendilerine getirilen kısıtlamaların ise gerektiği şekilde uygulanmadığı belirtildi.
Bazı istismar iddialarının kolluk kuvvetlerine bildirilmediği de raporda yer aldı.
Başsavcı Andrea Joy Campbell, hiçbir kurumun kendi itibarını veya çıkarlarını, özellikle çocukların güvenliğinin önüne koymaması gerektiğini vurguladı.
İstismar iddiaları onlarca yıl boyunca nasıl gizlendi?
Başsavcılığın çalışması, Fall River, Springfield ve Worcester piskoposluklarındaki vakalara ilişkin kamuoyuna sunulan en kapsamlı kurumsal incelemelerden biri oldu.
Rapora göre bazı kilise yöneticileri, suçlama yöneltilen din görevlilerinin görevden uzaklaştırılma nedenlerini gizledi. Bazı rahipler başka bölgelere gönderilirken haklarındaki iddiaların yeni görev yerlerine aktarılmadığı ve bazı durumlarda yetkililere bildirim yapılmadığı tespit edildi.
Başsavcılık, bu uygulamaların çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarının uzun yıllar boyunca ortaya çıkmadan kalmasına katkıda bulunduğu sonucuna vardı.
Raporda ayrıca çocuk koruma politikalarının bazı durumlarda yalnızca kâğıt üzerinde kaldığı, denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarının ise tutarlı biçimde işletilmediği belirtildi.
2002 Boston skandalının ardından reform süreci başladı
Raporda yer alan vakaların önemli bir bölümü, ABD’deki Katolik Kilisesi’ni sarsan 2002 Boston skandalından önceki yıllara uzanıyor.
Boston Globe gazetesinin Spotlight ekibinin araştırması, Boston Başpiskoposluğu’nda çocuklara yönelik cinsel istismar iddialarının kilise yönetimi tarafından yıllarca ele alınış biçimini ortaya çıkarmış ve dünya çapında büyük yankı uyandırmıştı.
Massachusetts’teki yeni rapor ise benzer sorunların yalnızca Boston Başpiskoposluğu ile sınırlı olmadığını ortaya koydu. Fall River, Springfield ve Worcester piskoposluklarında da geçmiş yıllarda istismar iddialarının yönetilme biçimine ilişkin ciddi bulgular rapora yansıdı.
2002 sonrasında Katolik Kilisesi ülke genelinde çocuk koruma politikalarını güçlendirmeye yönelik adımlar attı. Massachusetts’teki piskoposluklarda da çocuk koruma ve mağdur destek birimleri oluşturuldu, geçmiş kontrolleri artırıldı ve yeni bildirim prosedürleri uygulanmaya başlandı.
Soruşturma 2019’da başlatıldı
Üç piskoposluğa yönelik soruşturma 2019 yılında başlatıldı.
Soruşturmacılar, bireysel istismar iddialarının yanı sıra kilise yöneticilerinin bu iddialara nasıl karşılık verdiğini ve çocukları korumaya yönelik politikaların uygulanıp uygulanmadığını da inceledi.
Başsavcılığın soruşturmadaki amaçlarından biri de kilise yöneticilerinin eylemlerinin cezai soruşturmaya konu edilip edilemeyeceğini belirlemekti.
Ancak inceleme sonucunda bütün vakalar için yeni ceza davaları açılamadı.
Başsavcılık, soruşturma sırasında üç dosyanın yerel savcılıklara gönderildiğini, bunlardan Worcester Bölge Savcılığı’na iletilen bir dosyanın ceza davasına dönüştüğünü bildirdi.
Neden yüzlerce vaka için dava açılamadı?
Raporda, geçmişte yaşanan çok sayıda vakaya ilişkin cezai kovuşturmanın neden mümkün olmadığı da açıklandı.
Başsavcılığa göre bazı eylemler gerçekleştirildikleri dönemde Massachusetts yasalarında suç olarak tanımlanmıyordu. Daha sonra yürürlüğe giren yasal düzenlemelerin geçmişteki olaylara geriye dönük uygulanamaması nedeniyle bu vakalarda cezai süreç başlatılamadı.
Bazı dosyalarda ise zamanaşımı engeliyle karşılaşıldı.
Ayrıca raporda adı geçen çok sayıda din görevlisinin hayatını kaybetmiş olması da soruşturma ve kovuşturma süreçlerini etkileyen unsurlar arasında gösterildi.
Başsavcılıktan yasa değişikliği çağrısı
Başsavcı Campbell, raporun açıklanmasının ardından Massachusetts’teki yasal düzenlemelerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Başsavcılık, çocukluk döneminde yaşanan cinsel istismar vakalarında hukuk davaları için uygulanan zamanaşımının kaldırılmasını önerdi. Ayrıca daha önce zamanaşımına uğramış vakaların yeniden hukuk yoluna taşınabilmesini sağlayacak geriye dönük bir başvuru mekanizması oluşturulması istendi.
Kilise yönetimleri için de daha sıkı yükümlülükler önerildi.
Buna göre piskoposlukların istismar iddialarını bağımsız ve kapsamlı biçimde soruşturması, suçlanan din görevlilerine getirilen kısıtlamaları etkin biçimde uygulaması ve kamuoyuna daha fazla bilgi sunması talep edildi.
Raporda ayrıca Worcester Piskoposluğu’nun, Massachusetts’te hakkında güvenilir istismar suçlaması bulunan din görevlilerinin listesini kamuya açık şekilde yayımlamayan tek piskoposluk olduğu belirtildi.
“Yaklaşık 1.000 çocuk”
Massachusetts Başsavcılığı, raporun yalnızca geçmişte yaşanan vakaları belgelemek amacı taşımadığını, aynı zamanda çocukların korunmasına yönelik mevcut sistemlerdeki eksiklikleri ortaya çıkarmayı amaçladığını belirtti.
Raporun ortaya koyduğu tabloya göre üç piskoposlukta 270’ten fazla Katolik din görevlisi ve yaklaşık 1.000 çocuk istismar iddialarıyla bağlantılı olarak soruşturmaya dahil edildi.
Başsavcılık, aradan geçen yıllar, zamanaşımı ve diğer hukuki engeller nedeniyle her vaka için cezai adalet mekanizmasının işletilemediğine dikkat çekerken, geçmişte yaşananların belgelenmesinin ve kamuoyuna açıklanmasının önemini vurguladı.




